aybars_ops.sitemynet.com
Scouting and Guiding Federation of Turkey
BALIKESİR BELEDİYESPOR KULÜBÜ İZCİLERİ www.belediyespor.kulubu.com www.izci.gen.tr.tc
HABERLER KURSLAR ORYANTIRING DOST SİTELERİMİZ DRAMA İZCİLİK FAALİYETLERİMİZ EGİTİM

EGİTİM

PEK YAKINDA TUM MARŞLAR BURDA..

İZCİ OYUNLARI

İZCİ OYUNLARI
Bu konuda izciliğin kurucusu Baden POWELL “İzcilik örgütlendirilmiş bir oyundur” der.

Bu sözden şöyle bir anlam çıkar; çocuk veya gençlerin yetişmesinde önemli bir etken olan izcilik oyun biçiminde olup, aslında bir eğitim yoludur. İşte izcilik çalışmaları içinde oynanan oyunlarda kişinin bedensel, ruhsal ve fiziksel açıdan gelişmesine yardımcı olur.
OYUN
Oyun, enerji fazlasını atma, benzetmece içgüdüsünü doyurma, bir gevşeme ihtiyacını tatmin etme, hayatın ondan talep edeceği ciddi faaliyetlere hazırlık antrenmanı, insanın benliğine sahip çıkmasını sağlama , egemenlik kurma arzusu , yarışma arzusunu giderme veya oyun , zararlı eğilimlerde masum bir şekilde kurtulma yolu,gerçek hayatta gerçekleştirilmesi imkansız arzuların bir bulmaca aracılığıyla yatıştırılması ve böylece kişisel benlik duygularının korunmasının sağlanması şeklinde bir çok anlamlar verilerek ifade edilmektedir . Bütün bu tanımların ortak noktası ise ; “oyunun oyun olmayan başka bir şey karşısında ortaya çıktığı ve bazı biyolojik beklentilere cevap vermesi oluşturmaktadır . ( Huizinga , 1995 , s.17-18; And , 1974 , s.14 )
Oyun açık veya kapalı alanlar gibi her türlü mekanda uygulanabilirliği , araçlı - araçsız bireysel-grupsal, müzikli-müziksiz, sert-yumuşak, yarışmalı, yarışmasız şekilleriyle aktif veya pasif gerçekleştirilebilen çeşitliliğiyle önemli bir boş zaman değerlendirme etkinliği görünümündedir.
Huizinga “Oyun bir şey için mücadeledir” veya “bir şeyin temsilcisidir” şeklinde iki esasa indirmektedir. Salzmann “Oyun çocuğu lidere bağlayan bir zincirdir.”
Salzmann “Kim ki çocuklarla oynamayı bilmiyor ; ve bu eğlencelerin kendi haysiyetinin aşağısında olduğuna kanidir , o zat mürebbi olmamalıdır.”
Lahn , “Oyunlar, jimnastiğin esas bölümlerinden sayılır. Oyunsuz jimnastik olmaz.”

,J. J. Rousseau ise olaya daha detaylı bakmaktadır: “Çocuğun bedenini daima işletiniz; onu akıllı , muhakemeli yapmak istiyorsanız , bedenen güçlü ve salim yapmak lazımdır . Çocuk çalışsın, koşsun, bağırsın, daima harekette bulunsun; vücutça dinç bir adam olsun,
sonra fikren de dinç olur.”
Fenelon ise eğitim açısından önemine değinir : “Ben, birçok çocuklar gördüm ki okumayı oyunla öğrenmişlerdir.”
Eflatun ( Platon ) “Çocuk, oyunla büyümelidir.” der.
Oyunun önemi gelecektedir; oyun, çocuğun ileride ne olacağını gösterir.
Baden-Powell: “İzcilik örgütlenmiş bir oyundur.”
Küçük İzcilikte Oyunun Yeri ve Önemi
“İzcilik, örgütlenmiş bir oyundur” der, Baden-Powell.
Oyun bir eğitim yoludur.izciliğin kuramsal ve uygulamalı çalışmaları yanında oyunlara da yer verilmelidir. Oynatacağımız her oyun eğitsel bir amaç taşımalıdır.Aynı oyun tekrar tekrar oynatılmaz . Aksi takdirde bu yaştaki çocuğu oyundan soğutmuş olur. Aynı zamanda, oyun, güzelliğinden ve eğitsel ağırlığından uzaklaşmış olur.
Oyunlar çocuğun biriken enerjisini değerlendirmeye, bu enerjiyi eğitsel biçimde boşaltmaya yarar. Bu özelliğinden yararlanarak, izcisini daha iyi tanımasına fırsat doğar.
Oyun Çocuklara;
1- Kurallara uymayı.
2- Yardımlaşmayı.
3- Saygılı olmayı.


4- Kaynaşmayı.
5- Kırıcılığı yok etmeyi.
6- Kişi haklarına saygılı olmayı.
7- Tertip, düzen ve temizliği.
8- Bedensel, ruhsal,sosyal yönden gelişmesini sağlar.
Oyunun bu yaştaki çocuklar üzerinde sayılmayacak kadar güzel etkileri olduğu bilincinden hareketle, Küme başının çok aktif olması gerekir.
Küçük İzcilikte Oyunlar:
1- Dikkat,
2- Test,
3- Dinlenme,
4- Öbek yarışmaları,
5- Kümece oynanan oyunlar,
6- Müzikli oyunlar,
7- Mahalli halk oyunları,
8- Monologlar,
9- Kim oyunları.
10- Stafetler (engelli) yarışmalar.
11- Dinlendirici oyunlar.
12- Test oyunları (düğüm yarışmaları).
13- Arazi oyunlar (Hazine bulma). Vb. gibi.
Tüm bu güzellikleri yanında oyunlar ; eğitici ve kurallarına uyulmadan oynanmaya başlanırsa, istemediğimiz sonuçlar çıkabilir. İşin bu yanını da göz önünde bulundurmak küme başına düşen en önemli görevlerden biridir.
Oyun Küçük İzcilik Çağındaki Çocuklara Neler Kazandırır?
1- Bedeni kabiliyetlerini arttırır,neşeli olmalarını sağlar.
2- Çabuk karar verme yeteneğini geliştirir.
3- Kendi kendisini idare etmesini sağlar.
4- Sebat etmeyi,disiplinli olmayı sağlar.
5- Arkadaşlarına yardım etmeyi sağlar.
6- Oyun kurallarına uymakla,kurallara uymayı,itaatli olmayı sağlar.
7- Uygulamalı çalışmalar için kolaylık sağlar.
8- Çalışmaların önemini arttırır.
9- Çalışmaları cazip hale getirir.
10- İzciler arasında birlik ve beraberlik ruhunu kazandırır.
11- Temiz bir rekabet kazandırır.
12- Fiziki kondisyonu arttırır.
13- Neşe ve eğlenceyi temin eder.
14- Karakter oluşumunda sonsuz yarar sağlar.
15- Cesaret ve moral verir.
16- Tatbiki ve pratik bilgileri arttırır.
17- Bedensel ruhsal gelişimi sağlar.
18- İzcinin deşarj olmasını sağlar.
19- Kanalize etme. (İstenilen yöne sokma.)
20- Taşkınlıkları önler.
21- Eğitime hizmet eden en büyük etkendir.
Oyun Oynarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
*- Oyun gelişi güzel olmamalı, oynatılmamalıdır.
*- Oynatılacak oyun daha önceden seçilmelidir.
*- Oyun yerinin seçimine dikkat edilmelidir.
*- Oynatılacak oyun, çocuk için ağır olmamalı, tatbiki kolay basit kurallı ve cazip olmalıdır.
*- Çocuk oyunu bırakmadan lider bıraktırmalıdır.
*- Oyunda disiplin olmalıdır.
*- Oyunda hile olmamalıdır.
*- Oyunlar kazanmak hırsı ile oynatılmamalıdır.
*- Daha önceden oynanan oyunlar değişik şekilde oynatılmalıdır.
*- Oyun bittikten sonra çocuklar iştahsız bir şekilde ayrılıyorsa yeniden hareketli ve kaynaştırıcı bir oyun oynatılmalıdır.
*- Oyundan beklediğimiz eğitsel sonucu alabilmek için , oyunların en ince ayrıntılarını düşünmek ve hazırlamak zorundayız.
*- Liderin oyun dağarcığı zengin olmalı.




Oyunlarda Genel Kurallar
1- Oyunda disiplin olmalıdır.
2- Hile yapılmamalıdır.
3- Sadece kazanma hırsı ile oynanmamalıdır.
4- Eğlendirici olmalıdır.
5- Oyun yarıda bırakılmamalıdır, sonuç alınmalıdır.
6- Gerektiğinde ödüllendirilmelidir.
Oyun Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
1- Oyunun amacı.
2- Oyuncuların yaş ve özellikleri.
3- Oyuncu grubunun cinsiyeti.
4- Çevresel koşullar.
5- Oyuncu sayısı.
6- Oyun süresi.
Ayrıca;
1- Hangi oyunu oynatacağı.
2- Oyunla ilgili bilgiler verilmeli.
3- Ne gibi malzeme gerekli olduğu belirlenmeli ve hazırlanmalı.
4- Nasıl bir ortamda oynanacağı tespit edilmeli.
5-Takımlar denk kuvvette olup olmadıkları tespit edilmelidir.
Oyunlar, temel şekilleri içinde bütün çocuklar tarafından bilinçli bir şekilde oynanabilecek duruma gelinceye kadar tekrarlanmalı , gelecek derste değişiklik yapılarak tekrar edildikten sonra, zorlaştırılıp sağlamlaştırılır. Tabii bu andan itibaren, seçilmiş olan oyun anlamını kaybetmiş oluyor.Örneğin: “sıralamak”.
Temel dizilişlerde bulunan gruplar komutla birlikte birbirlerine dokunmaksızın oyun sahasına koşarlar. Düdük veya el çırpma ile herkes gruplarına koşarak yerlerini alır. Hangi grup arka arkaya düzenli bir şekilde yer alacak?
Değişik olanaklar:
*- Çıkış yerlerindeki şekil değiştirilir.(Grup, çizgi, daire)
*- Çıkış yeri değiştirilir. (Banklar, minderler...)
*- Çıkış dizilişi değiştirilir. (Ayakta, çömelik, oturmuş, sırt üstü)
Öğrenci Oyunlarında Ceza
Öğrenci oyunlarından sonra verilecek cezalar amaç değil, oyuna heyecan vermek, disiplini sağlamak, öğrenciye başarı, galibiyet zevkini tattırmak için birlikte kararlaştırılıp kullanılacak bir sembolden ibarettir. Çoğu zaman oyun neşeli, zevk içinde oynanıp bitirildikten sonra,cezası baştan saptanmış olsa dahi öğrencilerden “Affedelim!..” teklifi gelir.
Cezaların eğitsel değer taşımasına , elde edilen haz ve neşeyi yitirmemesine, nihayet öğrencinin bedensel, ruhsal ve ahlaksal gelişimlerine kötü bir etkide bulunmamasına çok dikkat edilmelidir. Ceza, adil olmalı. Kişiye, bedene, çevreye zararlı olmamalıdır.
Cezaların komik, neşe saçacak, eğlendirecek nitelikte olması gerekir. Zira, hiçbir kimse, bir yetersizliğinden, dikkatsizliğinden ötürü sınıf toplumu,hele öğretmeni önünde cezalanmak için oyun oynamaz. eğer oyuna başlamadan, sonunda şu ağır ceza verilecek diyelim, hiçbir öğrencide değil neşe, sevinç kalması, oyuna katılmak isteği bile kalmaz. Bazen öğrencilerde muziplik olsun, bana ceza verilsin, diye oyun kuralları dışına çıkma görülürse de bu, pek azdır.Bunlar cezadan ziyade, uyarılarla oyuna uydurulması, hatta gerekirse yoksun edilmesi gerekir.
Oyun sonlarında daima ceza değil, ödüllendirmek de istenir. Takım veya birey takdir edilecek bir başarı kazanmışsa, esirgenmemeli, zamanında bizzat öğretmen tarafından değerlendirilmeli, sınıfa duyurulmalı, değerlendirmeye iştirak ettirmeli. Bu, genellikle alkışla olur. Bazen de izci çalışmalarında uygulanan aşağıdaki sınıfça değerlendirme şekli kullanılabilir.
Bravo Çekme
Öğrenciler, oyun oynadıkları biçimde kalırlar. Öğretmen, şu takıma veya falan arkadaşınıza, “Bravo!..” deyince, tüm öğrenciler:
Bellerini hafif öne bükülerek, sağ kollarıyla, sağdan sola doğru, önlerinde yarım daire çizerler ve her çizişte de, hep bir ağızdan,uzun uzun: “Bravo!.. Bravo !.. Bravo!..” derler, sonra üç defa gene bellerini bükerek ellerini çabuk çabuk dizlerine vururlar ve her vuruşta da, “Bravo!.. Bravo !.. Bravo!..” derler.
Oyun Sonlarında Verilecek Eğitsel Cezalardan Birkaç Örnek:
1- İnsan veya hayvan taklitleri.
2- Şiir, masal, fıkra, şarkı söylemek.
3- Kısa mesafeli yürüyüş ve koşular.
4- Sınıfı, bahçeyi temizlemek, sulamak.
5- Bahçedeki çiçekleri, fidanları sulamak.
6- Sınıf kitaplığından okunan bir hikaye kitabını anlatmak, eğitsel sonuç çıkarmak.
7- El öptürmek.
8- İçecek su getirtmek.
9- Tek ayaktayken ayakkabı çıkarmak,giymek.
10- Ayna olmak: Cezalı, istenilen-komiklere gönderilir- üç arkadaşının önlerine
gider, onlar ne yaparlarsa, aynen tekrar eder.
11-Musluk olmak: Oyunu kazanan öğrenci veya öğretmen, cezalıyı yanına çağırır ve şöyle der:




“-Dün evimizde sular kesilmiş, haberim yoktu, musluğu açtım, ileri, geri çevirdim (böyle derken, cezalının burnunu tutar, sağa sola oynatır) su akmıyor. Öteki musluğa gittim (kulağını tutar) onu da çevirdim (sağa sola büker) su gene akmıyor. (“akmıyor değil mi?” diye sınıf öğrencilerine tutuğu kulağı gösterir.) Her halde ana musluk bozulmuştur, dedim ve ona gittim (başını tutar cezalının) onu da sağa, sola çevirdim, nafile, o da akmadı.... Der ve bırakır.
Oyun sonu, verilecek bu cezalar daha da çoğaltılabilir. Yukarıda da ifade edildiği gibi cezalar, öğrenci kişiliğini sınıf toplumu önünde yitirmemeli, verilen cezayı öğrenci gerçekten bilmiyor ve yapamayacaksa, mutlaka değiştirmeli, hatta yapabileceğini istemeli. Ceza kurallarından birisi de, cezada adil olmaktır. Farklı davranışlardan kaçınılmalıdır.
En önemli hususlardan birisi de; cezanın, oyunun neşeli, disiplinli ve güzel olması için kendileri tarafından ortaya konulduğunu öğrencilere açıklamalı, gereğine inandırmalıdır.
Oyunlardan Örnekler:
VANİ KUNİ
Vani kuni çauuuuu, vaani,
Vani kuni çauuuuu, vaani,
Avvavvav çeka rekka reyya,
Avvavvav çeka rekka reyya,
Auuuuu
Atemiçiki, huuuuu
…
Bu oyun oynanırken yukarıdaki şarkıya eşlik edilir.
Şarkının ilk bölümünde eller ilk önce kendi dizinize, sonra sol eliniz kendi sağ dizinize, sağ eliniz yanınızdakinin sol dizine vurulur, sonra kendi dizinize, sonra sağ eliniz kendi sol dizinize, sol eliniz yanınızdakinin sağ dizine vurulur. Bu hareketler şarkı bitene kadar tekrarlanır.
Şarkının ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerindeki hareketler oyun oynanırken liderleriniz tarafından anlatılacaktır.

MAVİŞ
Maviş sevgilim, mavişciğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Pazartesi,
Ah çabucak gelse pazartesi,
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişciğim.
Maviş sevgilim, mavişçiğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Salı günü,
Ah çabucak gelse pazartesi, salı günü,
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişçiğim.
Maviş sevgilim, mavişçiğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Çarşamba,
Ah çabucak gelse pazartesi, salı günü, çarşamba,
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişçiğim.
Maviş sevgilim, mavişçiğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Perşembe,
Ah çabucak gelse pazartesi, salı günü, çarşamba, perşembe,
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişçiğim.
Maviş sevgilim, mavişçiğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Cuma günü,
Ah çabucak gelse pazartesi, salı günü, çarşamba, perşembe, cuma günü,
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişçiğim.
Maviş sevgilim, mavişçiğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Cumartesi,
Ah çabucak gelse pazartesi, salı günü, çarşamba, perşembe, cuma günü, cumartesi,
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişçiğim.
Maviş sevgilim, mavişçiğim
Söyle ne zaman beraberiz,
Pazar günü,
Ah çabucak gelse pazartesi, salı günü, çarşamba, perşembe, cuma günü, cumartesi, pazar günü
Ve ben mavişle beraberim,
Mavişçiğim.
Bu şarkı söylenirken haftanın günleri ve maviş duyulduğu anda yere eğilip kalkılır.
Kargalar-Kartallar
İzciler iki sıra olur, yüz yüze iki metre ara ile dizilirler. Ebe karga dediğinde, kargalar kendi tarafındaki 8 metre mesafeye kaçarlar. Kartallar bu mesafede kime dokunursa o oyun dışı kalır. Kartal dendiğinde kartallar kaçar, kargalar yakalamaya çalışırlar. Eşit şekilde oyun tekrar edilir. Sonunda kimin tarafında daha çok izci kalmışsa oyunu o kazanır.
Nuh’un Gemisi
İzciler eşit sayıda gruplara ayrılırlar, her gruba bir hayvan ismi verilir. Oyuncuların gözleri bağlanır ve uygun şekilde etrafa dağıtılır. Düdük çalınca izciler daha önce aldığı hayvan sesini çıkararak birbirini bulmaya çalışırlar. Saptanan sayıya göre ilk defa birbirini bulan grup oyunu kazanır. (Hareketler kontrol edilerek çarpışmalar önlenmelidir.)
Meyve Sepeti
Oyuncular kapalı yerde ise birer sandalye, açık havada ise kendilerine bir yer seçer ve daire çizer. Bir oyuncu açıkta kalır. Herkes bir meyve ismi alır. Açıkta kalan oyuncu meyve isimlerinden ikisini söyler. İsmi söylenen izciler birbirlerinin yerlerine geçerler, bunlar geçmeye çalışırken ebe bunların birinin yerine geçmeye çalışır. Açıkta kalan yine ebe olur. Ebe meyve sepeti dediği zaman herkes yer değiştirecektir. Oyun böylece devam eder. Oyuna zaman konulmalıdır.
Kozalak Toplama
Her grup üçer kozalak alır. İkişer adım arayla birer daire çizilir. Kozalaklar daire içine konur. Düdük ile izci önce birinci dairedeki kozalağı alır başlangıç noktasına getirir bırakır. Sonra ikinci dairedeki kozalağı alır getirir.Sonra üçüncü dairedeki kozalağı getirir koyar. Hiç beklemeden ikinci izci bu defa kozalakları teker teker dairelere yerleştirir. Oyun böylece devam eder. Hangi gruptaki son adam bu işi önce bitirirse o oba oyunu kazanmış olur.
Bom Oyunu
Oyun oynayacak 10 öğrenci çıkarılır. 7 ve 7’nin katlarında, sonu 7 ile biten sayılarda BOM deneceği açıklanır ve 1’den başlayarak sıra ile saydırılır. Yanılan, hata yapan oyundan çıkar. Oyun yeniden 1’den başlar. En son kalan yanılmayan öğrenci birinci ilan edilir.
Telgraf Oyunu
Oyunu yöneten kişi oynanacak oyun hakkında bilgi verir ve oyunun kurallarını açıklar.
Oynanışı: Yönetici, bir telgraf yazılacağını, bu telgrafın belirtilen sayıdan az olamayacağını, gönderenin ve alıcısının adresinin de olacağını belirtir. Her kelimenin mutlaka verilen harf ile başlanacağı söylenir ve belli bir süre verilir. Öğrenciler telgrafı yazdıktan sonra değerlendirme yapılır.
Uzun Kuyruk Yarışı
Bir grup öğrenciye birer adet beyaz dosya kağıdı dağıtılır. En uzun kuyruğu en önce kim yapabileceği yarış sonunda belli olur. Belirli bir süre verilmelidir. (1 dakika gibi)
Dikkat Oyunu
Ayrı bir yere (öğrencilerin göremeyeceği bir yere) değişik eşyalar konur. Bıçak, çatal, rozet, tebeşir, ayna, toplu iğne, bant, aspirin, kilit, anahtarlık vb. gibi. Bunların sayısı öğrencilerin yaşına göre değişebilir. Öğrenciler gruplara ayrılarak, gruplar sıra ile eşyaların olduğu bölüme gelirler. Eşyaların neler olduğunu dikkatlice incelerler. Gördüklerini belirli bir sürede (1-2 dakikada) yazmaları söylenir. Süre bitiminde değerlendirme yapılır.
Kara-Deniz-Ada Oyunu
Ortaya iç içe üç daire çizilir. Dairelerin içine Kara, deniz ve ada yazılır. Dairelerin dışında durulur. Oyunu yöneten kişi ne derse o yapılır. Örneğin DENİZ dediğinde deniz yazan yere, kara dediğinde KARA yazan yere, ada dediğinde ADA yazan yere sıçrarlar. Yönetici öğrencileri yanıltmaya çalışır. Örneğin kara deyip deniz yazan yere sıçrayabilir.Yanılan öğrenciler oyundan çıkarılır.
Doğruluk Oyunu
Kovaya veya sepete 50-60 tane kozalak vb. gibi (lider tarafından sayı bilinmelidir.) koyulur. Her obaya kovadan atılan kozalakları toplamasını ve her obanın ne kadar topladığını sayması söylenir. Topladıklarını geri koymak kaydıyla 250 tane atıyoruz. Sayı söyleyin diyoruz. Obalar söylerler. Toplamı hesap edilir. 250’den fazlaysa doğru söyleyin diyoruz ve doğruyu söylemeleri sağlanır.
Horoz Oyunu
Lider iki kişiyi çağırır. Biri beyaz, diğeri başka bir renk olan iki mendili, çağrılan kişilerin görmeleri engellenerek arkalarına iğnelenir. Birbirlerinin arkasında hangi renk mendil olduğu buldurulmaya çalıştırılır. Kendi arkasındaki mendili arkadaşına göstertmemeye çalışır. İlk bilen oyunda kalır, bilemeyen oyundan çıkar ve yerine yeni oyuncu alınır. Oyun aynı şekilde devam eder.
Şöyle Böyle Oyunu
Bir izci, oyun alanının ortasına çıkar, elleriyle çeşitli değişik işaretler yapar. Başının, vücudunun kısımlarını gösterir ve her yeni hareketinde: “Şöyle veya Böyle!” der. Şöyle derken aynı işareti yapan izciler oyundan çıkar. Böyle derken yapan izciler çıkmaz. Hiç birini yapmayan da oyundan çıkar. Üç kişi kalıncaya dek oyuna devam edilir.


Dilekler:
1- Gürültüyü önlemek için, yanlış yapan izciler kendiliğinden çıkmaları aşılanmalı.
2- Alıştırıldıktan sonra bir izcinin yönetmesi,liderin gözcülük yapması yararlı olur.
Tilkinin Kuyruğu
Sınıfın tahtasına kabataslak bir tilki resmi çizilir, kuyruğu çizilmez. Ebe, işaret edilen yerden gözü bağlı olarak (4-5 adım uzaktan) tahtaya gider ve kuyruğu çizer. İstenen biçimde çizen izci alkışlanır. Çizemeyen izci de yalnız işaret parmağı vurularak, sınıfça sessizce alkışlanır.
Dilekler:
Kuyruğu çizen izci, üzerine adını yazarsa, en yaklaşık çizebilen de ayrılmış, mukayese edilmiş olur.
İğne-İplik Oyunu
İki grup halinde oynanacağı gibi, kümeler arası da oynanabilir. Küme veya gruplardaki izci sayıları eşitlenir. Her kümeye bir dikiş iğnesi ve bir de iplik verilir. İzcilere oynama sırasını tanıtmak için birden başlayarak sayı saydırılır veya elle sıra gösterilir. Bir numaralı izciler liderin, “Başla!” işaretiyle ipliği iğneye geçirirler, iki numaralı izciler gelir ipliği iğneden çıkarır, üç numaralı izciler gelir,ipliği iğneye takar ve oyun böylece devam eder. Grupların en son izcileri iğne ve ipliği lidere getirirler. İlk getiren grup, yarışmayı kazanır.
Dilekler:
1- İpliği takan veya çıkaranlar belli bir yere gelip,herkesin gözü önünde çalışmalıdır.
2- Her grubun başına bir başkan konması yararlı olur.
Meşhur Adamlar
İzciler defter ve kalemlerini hazırlar ve lideri beklerler. Lider veya oyunu idare eden:
“Hangi harfi söylersem,o harfle başlayan ünlü kişilerin adlarını yazacaksınız...” der ve bir harf söyler. Belli bir zaman sonra siyasette, bilimde, tarihte, futbolda, müzikte vb. ün yapmış adamlardan en fazla isim yazan izci, oyunu kazanır.
Dilekler:
1- Konu, küme seviyesine göre değişik alınabilir .İllerimizin yazılması, dağlarımızın yazılması, nehirlerimizin yazılması vb. istenebilir.
2- Verilen süre bitince mutlaka tümüne kalemler bıraktırılmalı, hatta dirsekleri sırada olmak şartıyla havada da tutturulabilir.
Bir Dakikalık Hatip
Ebeye bir konu verilir ve bir dakikada bunun hakkında sınıfa bilgi vermesi, tanıtması istenir .En güzel konuşan,anlatan ünitece seçilir.
Yiyecek Yedirme Oyunu
Her oba birer takım olur. Obadaki bütün izcilerin gözleri bir kumaş veya fular ile sıkıca kapatılır. Beslenecek bebek (ki oda obanın bir ferdidir) takımların bulunduğu yerden uzak bir yerde bekler. 1. Yarışmacı elinde bir kaşık (içinde reçel veya yoğurt bulunabilir) ile besleyeceği bebeğe doğru yürümeye çalışır. Önemli olan bu bebeğin ağzını tam bulup hiç dökmeden onu beslemektir. Hangi takım bu işi başarırsa o birinci olur.
Tehdit Edilen Kamp
İzcilerin yarısı ormanın içinde kamp kurarlar. Kamp yeri renkli flama veya yığılmış arka çantaları veyahut buna benzer şeyler ile temsil edilir. İzciler kamptan takriben 100 m. uzakta 50 m. aralıkla çepeçevre yer alırlar. İzcilerin yarısı bu postalar arasından geçerek kamp yerine gelmeye çalışırlar. Kamp yerini müdafaa eden izciler kampa 100 metreden yakına yaklaşamazlar. Kampı tehdit eden izcileri ancak bu mesafenin dışında vurabilirler.
Hayat şeridi koparılan izci oyun harici olur. Kampı müdafaa edenlere şerit yoktur.
Dikkat Edilecek Noktalar:
Hücum edenler 20-30 metreye kadar gayet dikkatli yanaşmalı ve ondan sonra çabuk koşarak yarmaya çalışmalıdır. İlk üç kişi beraber hücum ederek biri yakalanırsa diğeri kamp yerine gidebilmelidir.
Bayrak Zaptetmek
Oyun Müddeti: Oyuna katılacak izcilerin sayısına göre yaklaşık 2-3 saattir.
Sınırları belli olan ormanlık bir araziye biri beyaz biri kırmızı iki, bayrak dikilmiştir. İzciler iki gruba ayrılır. (Sol kolları üzerine beyaz ve kırmızı yün ipliği bağlanarak birbirlerinden ayrılırlar.) Bunların ödevi oyun sahasının muhtelif taraflarında ormanlık içine girerek bayrağı aramaktır. Her grup kendi bayrağını bulmak ve düşmanın hücumlarından korumak mecburiyetindedir. Diğer grubun bayrağını bulmak on sayı kazandırır. Eğer hasım bayrağı oyun sonuna kadar müdafaa edilirse 20 puan kazanılır.
Oyunun Neticelenmesi: Hayat şeridi mücadelesi ile olur. (Kolundaki yün ipliği kopan izci yakalanmış sayılır.)
Dikkat Edilecek Noktalar: Her iki grup küçük kısımlara ayrılır. Bunlardan bir kısmı oyun sahasına bayrağı aramaya giderler. Eğer bir grup tarafından her bir grup tarafından her iki bayrak da bulunursa görülmeyecek bir yere gizlenir ve burada müdafaa ederler.



Baskın
Oyun Müddeti: 1/2-1 saattir.
İzcilerin yarısı A noktasından B noktasına yürürler. Diğer yarısı yürüyen izcilere baskın ödevi almışlardır. Yol ormandan ve görünmeyen bir araziden geçer. Netice hayat şeridi mücadelesi ile belli olur.
Dikkat Edilecek Noktalar: Yürüyüş yapan izciler ileri sürülmüş gözcülerle emniyeti temin ederler. Ve karşı tarafın bütün hilelerini meydana çıkarırlar. Bu suretle pusuya düşmezler. Arka taraflardan giderek diğer gruba baskın yaparlar.
Karşıda Ay Var
En az altı kişi yan yana dizilir. Birinci olan oyunu yönetir. Sorar “Karşıda ay var” der . İkinci kişi “Hani nerede” der ve birincinin yaptığı hareketi yapar. Oyun aynı şekilde altı kişinin hareketleri yapması ile devam eder.. Sonunda hepsi tek ayak üstünde kalır ve birinci hepsini birden itekleyerek düşürür.
Şişe Oyunu
Ortaya aralıklı dört veya beş şişe konur ve bir kişinin gözleri bağlanır ve şişelerin üzerinden atlaması söylenir. Bu esnada şişeler kaldırılır ve atlayan kişiye dikkat diye komut verilir.
İp Oyunu
Öğrencilerin bellerine ip bağlanır, iplerin uçlarına da kalem bağlanır. Şişelerin içine kalemleri geçirmeleri söylenir.
Sırta Su Koyma
İçi su dolu bir bardak, bir kişi eğrilttirilerek sırtına konur. Su bardağını alması istenir.
Rüya Oyunu
Dört beş izci ortaya çıkar. Tek sıra olurlar. Baştaki izci:
-Bir rüya gördüm, biliyor musun, der.
Yanındaki izci:
-Bilmiyorum, der.
Birinci izci:
-Sorsana, der.
Yanındaki izci:
-Ne gördün? der.
Baştaki izci:
-Ayı gördüm, der.
Yanındaki izci:
-Ne yapıyordu? der.
Baştaki izci:
-Böyle yapıyordu, der. Ve sağ ayağını kaldırır.
Aynı şekilde ikinci izci ile üçüncü izci arasında aynı konuşmalar geçer ve ikinci izci de sağ ayağını kaldırır. Oyun tekrar baştaki izciye kadar devam eder Yine baştaki izci ile ikinci izci arasında aynı konuşmalar geçer ve baştaki izci yanındaki izcileri iteleyerek düşürür.
Meyve İsimleri
Dört beş izci tek sıra olurlar ve birbirlerinin kollarına girerler. Lider her izcinin kulağına bir meyve ismi ya da isimler söyler. İsmini söylediğim oturmaya çalışacak der. Diğerleri de oturtmamak için direnecekleri söylenir. Tek tek kulaklarına meyve isimleri söylenir. Lider bağırarak birinin ismini söyler. İsmi söylenen kişi oturmaya çalışır,
diğerleri oturtmak istemezler. Oyun yeniden başlar ve yeniden başka isimler verilir ve aynı şekilde ismi söylenen kişi oturmak ister, diğerleri oturtmaz. Oyun yeniden başlar. Bu kez bütün izcilerin kulağına aynı isimler söylenir. İsmi söylenen izci oturur.
Ayakkabı Bulma Oyunu (Gece oynanması yararlıdır)
İzciler derin kolda iki üç sıra olurlar. Lider tarafından bütün izcilerin ayakkabılarını çıkarıp sağ yanlarına koymaları istenir. Lider izcilerin sola dönüp on adım öne çıkmalarını ister. Bu arada bir başka lider ya da görevlendiren izci ayakkabıları birbirine karıştırıp ayakkabılarının bulunup giyilmesi istenir. Birinci gelen alkışlanır.
DOĞADA YAŞAMAK
Şehir hayatının bizlere sağladığı türlü kolaylıklar ormanda bulunmayacaktır. Yine de kamp hayatının kendine özgü kurallarına uyan izciler doğa ile uyum içinde olurlar ve kampta kendilerini evlerinde hissederler.
Kamp hayatı kurallarını öğrenemeyenler için, kamp bir süre için tahammül edecekleri bir eziyet haline gelir. Doğada yaşamanın gereklerini öğrenmek ve uygulamak sizin için çok faydalıdır.
Kamp için yapacağınız iyi bir hazırlık kadar kamp yerini doğru seçmeniz de önemlidir. Öncelikle kamp yaptığınız yer içme suyuna yakın olmalıdır. Eğer yanınızda su depolayabileceğiniz bir bidon vs. var ise, suyun biraz daha uzağında konaklayabilirsiniz. Ayrıca, suya gece ve gündüz ulaşabilmelisiniz. Öte yandan, su kaynağına çok yakın olmak da iyi değildir. Özellikle akarsular, karanlıkta izciler için çok gerekli olan duyma yetisini azaltacaktır. Su çevresinde toplanan haşarat ve gece su içmeye gelebilecek orman sakinleri de (eğer civardaki tek su kaynağı ise) kampı suya çok yakın kurmamak için bazı sebeplerdir. İçme suyu daima, çamaşır ve bulaşık için su alınan yerin üstünden alınmalıdır. Kirli sular kesinlikle akarsuya değil, kenarından biraz ileride toprağa dökülmelidir.
Kamp için çok rüzgar veya güneş alan bir yer seçilmemelidir. Dere yatağında olmamalı ve mümkün olduğu kadar düz bir zemini olmalıdır. Mezarlık yanları ve hayvan sürülerinin geçtiği yerler de uygun değildir. Civardan odun toplanabilmesi de önemlidir. Kamp yeri, civardaki yerleşim bölgelerine çok yakın olmamalı, ancak gerektiğinde yardım alınabilecek bir mesafede bulunmalıdır.
Kamp yerinde çadırlar daire, hilal veya U şeklinde ve kapıları ortaya bakacak şekilde kurulur. Kamp ateşi de bu merkezde yakılır. Ateşten sıçrayacak kıvılcımların çadırları yakmaması için gerekli mesafe bırakılmalıdır. Ateş yakılırken de emniyet kurallarına tamamen uyulmalıdır. Çadır kurulmadan önce, zemin taş ve dallardan temizlenmeli, eğer kar varsa çiğnenmelidir. Mümkünse yere bir naylon serilip üzerine birkaç kat gazete kağıdı konulduktan sonra çadır bunun üzerine kurulmalıdır. Çadır kurulan yerde az da olsa bir eğim olacaktır,


dolayısıyla yağmur sularının çadırın üzerinden akmaması için çadırın çevresine yeterince derin bir yağmur oluğu açılmalıdır. Rüzgarlı havalarda,
çadırlarınızın dış ve iç katları arasındaki boşluğa dolacak olan soğuk hava sizi geceleyin üşütebilir. Bunu önlemek için çadırınızın çevresine taş veya kardan bir set örebilirsiniz.
Kamp için getirilen yiyecekler toplu halde bir iaşe çadırında saklanmalıdır. Eğer fazla çadır yoksa naylon torbalardan bir tane yapılmalı ancak iaşe asla açıkta bırakılmamalıdır.
Ayrıca toplanan odunlar kesildikten sonra boylarına göre istiflenmelidir. Odunluk olarak ayrılan bölgenin etrafı da bir iple çevrilmelidir. Odunların üstü ıslanmış ise ateşin yakınına dizilerek kurumaları sağlanır.
Eğer bir ağaç dalında en ufak bir hayat belirtisi var ise, o dal kesilmemelidir. Tüm yapraklar solmuş olsa bile dalın kırılgan olup olmadığı yoklanmalıdır. Yaş bir dalı yakmaya çalışmak tecrübesizliğin işaretidir.
Yukarıda anlatılan hazırlıklar hava kararmadan önce bitirilmelidir. Gece, karanlıkta ve soğukta iş yapmaktansa gündüzden hazırlıkları tamamlamak elbette daha iyidir. Ancak izciler geceleyin de ormandan zevk almasını bilirler. Akşam yemeği yenildikten sonra kamp ateşi çevresinde geçirilen güzel anlar "kesin sessizlik" saatinin gelmesi ile sona erer. Bu saatten sonra nöbetçiler dışında herkes çadırlarına çekilir ve kampta sadece ateşin çıtırtıları duyulur. Kamp ateşi de nöbet ateşi haline getirilir. Nöbetçilerin başlıca görevi kulaklarını dört açmak ve kamp çevresini ara sıra kolaçan etmektir. Özellikle iaşe çadırı civarına dikkat edilmelidir. Ayrıca nöbet sırası gelen izcileri sessizce uyandırmak ve ısınmaları için çay hazırlamak da nöbetçilerin görevlerindendir.
Kampta olaylar her zaman istediğimiz gibi gelişmeyebilir. Bu gibi durumlardan biri de kaybolmaktır.
Ormanda tüm ağaçlar ve coğrafi şekiller birbirine benzediği için gece veya gündüz kaybolmak çok zor değildir. Ancak geçtiğiniz yerlerdeki belirgin işaretlere dikkat ederek ve arkadaşlarınızdan fazla ayrılmayarak kaybolmayı önleyebilirsiniz. Eğer kaybolursanız öncelikle soğukkanlı davranmalısınız. Arkadaşlarınızın sizi aradığını düşünüyorsanız bulunduğunuz yerden fazla uzaklaşmamalısınız. Bu arada, yerinizi belli etmek için düdük çalabilirsiniz. Eğer kampın yeri hakkında bir tahmin yapabiliyorsanız geri dönmeyi deneyebilirsiniz. Böyle bir durumda saatinizi kontrol ederek, kamptan kaybolduğunuz yere gelene kadar geçen süre kadar (yaklaşık olarak) yürümelisiniz. Bu sırada sizi arayan arkadaşlarınız için, gittiğiniz yönü gösteren işaretler bırakabilirsiniz. Civardaki tepelere veya uygun ağaçlara çıkarak yerinizi tahmin edebilirsiniz.
Eğer kampı bulmaktan veya bulunmaktan umudu keserseniz veya gece olmuş ve hava soğumaya başlamışsa artık kendinize sığınacak bir yer hazırlamalısınız. Öncelikle uygun bir yer belirleyip yanınızdan hiç ayırmadığınız kibritinizle bir ateş yakmalısınız. Ateş sizi ısıtacak, gece yerinizi belli edecek ve size güven verecektir. Eğer reflektör ateşi hazırlayabilirseniz sizi daha çok ısıtacaktır. Çıplak toprağa oturmamalı, kendinize ot ve dallardan bir döşek hazırlamalısınız. Rüzgara karşı dal ve taşlardan bir çit hatta bir barınak da hazırlayabilirsiniz. Elbette ki bunları yapmayı daha önceden denemiş olmak size kolaylık sağlayacaktır. Gündüz olduğunda bir tepeye çıkarak civardaki yerleşim birimlerini arayabilirsiniz. Bir akarsuyu da suyun aktığı yönde takip ederseniz büyük ihtimalle bir yerleşim yerine varabilirsiniz.
YABAN YAŞAMI TANIMA
Obanla Doğa yürüyüşüne çıktığında temiz hava alır toprağın kokusunu duyarsın. Önünde bütün gün sürecek bir macera uzanır. Zamanını nasıl geçireceksin? Zamanını iyi bir şekilde geçirebilmen duyu organlarını iyi kullanabilmene ve iyi bir gözlemci olmana bağlıdır. Bazı insanlar yaşamın tadına pek varamazlar. Bu insanların gözleri varır ama çevrelerinde olanları fark edemezler. Kulakları vardır, ama işittikleri bir kulağından girer, diğerinden çıkar. Herkesin sahip olduğu sayıda beyin hücresine sahiptirler ama kafalarının içi boştur. Çünkü hiç bir şeye karşı merak duymazlar, hiç bir konuya konsantre olamazlar, öğrendiklerini beyinlerinin bir kenarında depolayamazlar. Ama sen böyle değilsin, senin gözlerin keskin, zihnin cevaplanmasının istediğin pek çok soru ile dolu. İçinde yaşadığın dünya ile ilgili her şeyi bilmek istiyorsun.
Bir oba Doğa yürüyüşünde oynayacağın doğa oyunları sana yaban yaşamı tanıman konusunda yardımcı olacaktır.
OYUNLAR
Obabaşın 20 şeyin ismini okur. Bunların her birinin belli bir puanı vardır.
Örneğin;
Sincap : 15 puan
Hindiba : 5 puan
Ağustos böceği : 10 puan vb.
Hemen etrafa dağılırsınız. Okunan isimlerden birini bulur bulmaz koşar, obabaşına rapor verip puanının alır, bir diğerini aramaya başlarsın. Verilen sürenin sonunda en çok puanı alan birinci olur.
Doğa Avı: Her izci obabaşından bazı isimleri içeren bir liste alır. Örneğin; 5 cm. kuştüyü, yılan derisi, at karıncası vb.
Bir saat içinde listendekilerin mümkün olduğunca çoğunu bulman gerekir. Bir saatte en çok şeyi bulan izci kazanır.
Oyunları oynarken bitki ve hayvanlara hiçbir şekilde zarar vermemen gerektiğini unutma.
İZLER, İŞARETLER
Yaban yaşamı tanımaya çalışmak yalnıza bir hayvanı görmekle olmaz, bazen görmeden de arkasında bıraktığı izlerden, işaretlerden o hayvanı tanıyabilmelisin. Kırsal alanda bu izlere rastlayabilirsin. Bu izler, bu işaretler bir sincap tarafından kırılmış bir fındık, bir ağacın tepesindeki bir yuva, bir yılan tarafından deri değişiminde bırakılmış bir yılan gömleği, bir kuş tüyü, bir koza, bir böcek kabuğu vb. olabilir.



İNCELE VE DAHA SONRA HATIRLA
Çıktığın açık hava etkinliklerinde, kendini inceleme ve hatırlama konusunda eğit. İçinde bulunduğun çevreyi dikkatlice inceleme alışkanlığını edin. Gözlerini çevrende dolaştır. Daha sonra hatırlayabilmek için en ince ayrıntısına adar çevreni incele. Obanla oynayacağın oyanlarla özellikle Kim Oyunları ile inceleme ve daha sonra hatırlama becerini geliştir. İşte bir örnek;
Obabaşın 20 hayvanı işaretini, izini ya da kalıntısını bir yere koyar ve üzerini bir örtü ile kapatır. Örtüyü açar, ir dakika için izleri incelersin. Obabaşın tekrar üzerlerini örter. Gördüklerini hatırlayabildikçe bir kağıda yazarsın. En çok hatırlayan kazanır. Kim oyununu çeşitli resimlerle ve nesnelerle de deneyebilirsin.
KİM OYUNU NEDİR?
İzciliğin kurucusu B.P. (Baden Powell) bu oyunu Rudyard Kipling tarafından yazılan "Kim" adlı hikayeden esinlendi. Hikayenin kahramanı "Kim Ball" casusları yakalamak üzere eğitilen öksüz bir çocuktur. Eğiticisi Lurgan, Kim'in eğitimine, Kim'e bir tepsi dolusu çeşitli değerli taşlar göstermekle başlar. Kim taşlara bir dakika baktıktan sonra, üzerlerini bir örtü ile örter ve Kim'den tepside ne tür taşların bulunduğunu saymasını ister. Başlangıçta Kim ancak birkaçını hatırlayabilir. Bir süre sonra ise kendine gösterilen taşların hepsini hemen hatırlayabilecek bir duruma gelir.
STALKING
YABAN YAŞAMA YAKLAŞMA
Stalking yani görünmeden yaklaşma hem çok zevkli bir macera hem de çok iyi bir spordur. Sessizce yaklaşabilmek için pek çok kasını çalıştırmak ve vücudunu çeşitli pozisyonlarda tutmak zorunda kalırsın. Bu durum güç sarf etmene neden olur.
Stalking'de dikkat edilmesi gereken noktalar:
Bazı hayvanların keskin gözleri vardır. Bazıları ise ancak yakını görebilirler. İkinci türden olan hayvanlar ayrıntıları değil hareketleri fark ederler. Hayvanların çoğu korunmak için koklama ve işitme duyularından yararlanır.
Rüzgara Karşı İlerle: Hayvan kokunu alır ya da seni işitirse ona güle güle diyebilirsin. Bu yüzden rüzgarı karşına alarak ilerle. Rüzgarın arkandan geldiğini hissedersen hemen yarım daire çiz ve yönünü değiştir. Sakin bir günde rüzgarın yönünü parmağını havaya kaldırarak bulabilirsin. Rüzgar ne taraftan geliyorsa parmağın o tarafa serinlik hisseder. Yavaş ve dikkatli hareket etmelisin. Hızlı hareket hemen fark edilir. Yavaş ve sessiz davran. Ayağını bastığın yere dikkat et. Dalları çatırdatma. Rüzgarın yaprakları hışırdattığı anlarda sessizce ilerle.
Vücudunu Kontrol Et: Hayvan seni fark ederse hemen olduğun yerde hiç kıpırdamadan dur. Tam anlamı ile hareketsiz kalırsan sana baksa bile seni fark etmeyebilir.
Çevrene uyum sağlayıp göze batmamaya çalış: Seni saklayabilecek şeyleri iyi kullan. Ağaçların, çalıların, kayaların, ot yığınlarının vb.nin arkasına saklan. Ağacın yanından kafanı çıkarma, ağacın gövdesinin dibine çök. Kayanın tepesinden bakma, yere yaklaşarak kayanın kenarından bak.
Doğru vücut pozisyonunu kullan: Vücudunun duruş şekli hayvana ne kadar yakın olduğuna ve saklandığın yere bağlıdır. Gözlediğin hayvandan uzakta ağaçlar, yüksek çalılar arasında isen dik pozisyonda durabilirsin. Alçak çalılar arasında ise eğilip dizlerinin ve yere dayandığın ellerinin yardımı ile ilerlemen gerekir. Hayvana yaklaştıkça yere tamamen yatmalı ve sessizce sürünmelisin. Öğrendiğin trailing, tracking ve stalking becerilerini oyunlar oynayarak geliştirebilirsin.
Bir Doğa yürüyüşünde herhangi bir hayvanın oradan geçtiğini gösteren bir işarete rastlayabilirsin. Ama bu hayvana onun nasıl yaşadığını görecek kadar yaklaşmaya ne dersin? Elbette ki bunu yapabilmek çok hoşuna giderdi. Bir hayvana bu şekilde yaklaşabilmek için açık havada nasıl davranılacağını çok iyi bilmen, hayvanların ayakları ile çiğneyerek açtıkları yolları, bıraktıkları işaretleri, izleri izleyebilmen ve onlara sessizce yaklaşabilme becerini geliştirmen gerekir
Trailing: Bir hayvanın yuvası ile beslenme alanı arasında gidip gelirken açtığı yolu ve ayrıca bir başka açık hava insanı tarafından gittiği yeri göstermek üzere bırakılan izleri takip edilme yeteneğidir.
Tracking: Bir hayvanın ormanda ya da kırda dolaşırken bıraktığı izleri görebilmek ve gizlenme yerini belirleyebilmek için keskin bir gözlem gerekir. Bu gözlem işine Tracking denir.
Stalking: "Stalking" görünmeden yaklaşabilmektir. Eğer bu beceriye sahipsen gözlemek istediğin hayvana görünmeden ve onu korkutmadan yaklaşabilirsin.
TRAlLlNG
Kampta ya da Doğa yürüyüşünde obanın bir bölümünün belli bir alanı incelemek ya da bir kamp yeri bulmak için önceden gönderildiği durumlar olabilir. İşte bu durumda iz işaretlerini nasıl bırakacağını ya da nasıl izleyebileceğini bilmen gerekir.
İzci İz İşaretleri: Bu işaretler topraklı bir çubukla çizilerek ya da küçük taşlarla veya kurul dal parçaları ile bırakılır. Küçük bir ok gideceğin yönü gösterir. x işareti yolların çakıştığı yerlerde kullanılır ve bu yolu kullanmadık anlamına gelir. İçinde bir rakam olan ve yanından bir ok çıkan bir kare "Bu yönde bir mesaj bıraktım" anlamındadır. Karenin içindeki rakam ise mesajın kaç adım ilerde olduğunu belirtir. Ortasında bir nokta daire ise "Buraya kadar. Eve dönüyorum" anlamındadır.
TRACKING
Kış mevsimi karlı geçen bir bölgede yaşıyorsan kışın kent dışına çıktığında etrafında pek çok iz bulacaksın. Bu izleri kolayca takip edebilirsin. Yılın diğer mevsimlerinde ya da kar yağmayan bölgelerde ise göl ve nehir kenarlarında izlere rastlayabilirsin.
İz takip etme işinde başarılı olabilmek için bazı kuralları bilmen gerekir.

Tek bir izi incele: İz takibine başlamadan önce tek bir izin detaylarını zihnine iyice yerleştir. İzi ölç. İstersen bir resmini çiz. Başka izlerle karışsa bile aynı izi takip ettiğinden emin ol.
Güneşe karşı iz takip et: Mümkünse takip işini güneşe karşı yap. Bu durumdaki izler daha belirgin ve ayrıntılı görünecektir. İzi bir bütün olarak gör. İz takip ederken yukarıya ve ileriye bak. İzler, otlar üzerinde başka, sert arazide başka türlü kendini gösterir. Ezilmiş otlar ışığı farklı yansıtır. Sert arazide ise iz, yerini değiştirmiş taşlar, kırılmış dallar, ters dönmüş yapraklarla kendini gösterir. Kendini izlediğin hayvanın yerine koy. İzleri kaybedecek olursan "Ben onun yerinde olsaydım buradan nereye giderdim'' diye düşün ve buna göre hareket et.
Son izi belirle: Ölü bir noktaya gelmişsen bulduğun son izin yanına bir çubuk sapla ve tekrar bir iz buluncaya kadar daireleri gittikçe genişleterek çubuğun etrafında dolaş. İlerlerken belli nirengi noktalarına dikkat et. İz takip ederken kaybolma, çevrene karşı uyanık ol. Seni başlangıç noktasına geri götürecek nirengi noktalarını unutma. Aman dikkat! Şu son izler çok taze görünüyor. İzlediğin hayvan çok yakında olabilir etrafına bak ve dinle. İşte orada! Şimdi sessizce ona yaklaş.
Hayvanları gördüğün zaman nasıl yürüdüklerine, nasıl koştuklarına, dikkat edersen daha sonra iz takip ederken bulduğun izlerden takip ettiğin hayvanın yürüdüğü ya da koştuğu konusunda bir fikir sahibi olabilirsin.
İZİN KALIBINI ALMA
İzin çevresindeki ve üzerindeki fazlalıkları dikkatle temizle. Bir karton şeridi izin etrafına çevir. Uçlarını yapıştır. Biraz su ve alçıyı karıştır. Biraz su ve alçıyı karıştır. İzin üzerine çok az zeytinyağı dök. Hazırladığın karışımı boşalt. Alçı kuruduktan sonra kalıbı yavaşça çıkar, üzerindeki tozlar! temizle.
KIZILDERİLİ İZ İŞARETLERİ
İz takip ederken gözlerini iyi kullan. Gördüğünün hayalinin bir oyunu değil, gerçekten bir iz işareti olduğundan emin ol. Eğer bir işareti kaçırdığını düşünüyorsan, sildiğin ya da bozduğun son işaretin yanına git ve yeniden aramaya başla. Bulduğun bir işareti o noktadan ayrılmadan önce silmeli ya da bozmalısın. Bunu yazmazsan Doğa yürüyüşüne çıkan diğer obaları şaşırtabilir, hatta aynı yerdeki gelecek Doğa yürüyüşünde şaşıran sen olabilirsin.
TRAlLlNG İLE İLGİLİ OYUNLAR
Av ve Avcılar: Bir izci av olur, diğerlerinden 1O k. önce yola çıkar. Av 1.5 km. uzaklıktaki hedefine doğru ilerlerken arkasında iz işaretleri bırakır. Diğerleri, hedefine varmadan önce avı izleyip bulmaya çalışır.
Hayvan Avlama: Bir izci yanındaki evcil hayvanı ile birlikte diğerlerinden beş dakika önce yola çıkar. Obanın diğer üyeleri onu izlemeli ve hedefine varmadan önce bulmalıdır.
STALKING OYUNLARI
Bu oyunları oynamak için geniş bir alan gerekmez Doğa yürüyüşüne çıktığınızda öğlen yemeği molasında ya da bir bahçede oynanabilirler.
Uyuyan Korsan: Gözü bağlı bir korsan bir kütüğün üzerinde oturmaktadır. Ayağının dibinde bir hazine sandığı vardır. (Boş bir kibrit kutusu) Diğerleri onun çevresinde aşağı yukarı 30 m. uzağındadır. Yapılacak şey sessizce korsana yaklaşarak hazine sandığını almak ve yine sessizce yerine dönmektir. Korsan yaklaşanı işitirse ellerini çırpar ve sesi işittiği yeri gösterir. İşittiği sen isen oyundan çıkarsın, hazine sandığını alıp, sessizce yerine dönebilen kişi korsan olur ve bir önceki korsanla yerini değiştirir.
Geyiğe Sessizce Yaklaşma: "Geyik" ormanda ayakta durur. Diğerleri ondan 60 m. uzağa ve farklı yönlere yürürler. Yere atarlar. Bir düdük işareti ile saklanabilecekleri şeylerin arkasında saklana saklana ve sessizce geyiğe yaklaşmaya çalışırlar. Geyik içlerinden birini görürse ona seslenir ve gördüğünü söyler. Görünen izci oyundan çıkar. Görünmeden geyiğe en fazla yaklaşan izci bir sonraki oyunun geyiği olur. Bu oyunlar hayal gücü kullanılarak genişletilebilir ve yine hayal gücü ile yeni oyunlar bulunabilir.
STALKING OYUNLARI
Bu oyunları oynamak için geniş bir alan gerekmez Doğa yürüyüşüne çıktığınızda öğlen yemeği molasında ya da bir bahçede oynanabilirler.
Uyuyan Korsan: Gözü bağlı bir korsan bir kütüğün üzerinde oturmaktadır. Ayağının dibinde bir hazine sandığı vardır. (Boş bir kibrit kutusu) Diğerleri onun çevresinde aşağı yukarı 30 m. uzağındadır. Yapılacak şey sessizce korsana yaklaşarak hazine sandığını almak ve yine sessizce yerine dönmektir. Korsan yaklaşanı işitirse ellerini çırpar ve sesi işittiği yeri gösterir. İşittiği sen isen oyundan çıkarsın, hazine sandığını alıp, sessizce yerine dönebilen kişi korsan olur ve bir önceki korsanla yerini değiştirir.
Geyiğe Sessizce Yaklaşma: "Geyik" ormanda ayakta durur. Diğerleri ondan 60 m. uzağa ve farklı yönlere yürürler. Yere atarlar. Bir düdük işareti ile saklanabilecekleri şeylerin arkasında saklana saklana ve sessizce geyiğe yaklaşmaya çalışırlar. Geyik içlerinden birini görürse ona seslenir ve gördüğünü söyler. Görünen izci oyundan çıkar. Görünmeden geyiğe en fazla yaklaşan izci bir sonraki oyunun geyiği olur. Bu oyunlar hayal gücü kullanılarak genişletilebilir ve yine hayal gücü ile yeni oyunlar bulunabilir.
YOLUNU NASIL BULURSUN?
Obanla çıktığın Doğa yürüyüşlerinin çoğu çevrendeki yakın ve tanıdığın yerlerde çıktığın Doğa yürüyüşleridir. Zaman zaman daha önce hiç gitmediğin yerlere de gitmek istersin. Böyle Doğa yürüyüşlerine çıkarken bir haritaya ve pusulaya ihtiyacın olacak.
Günümüzde uydulardan aldığı sinyallerle koordinatları belirleyen GPS (Global Positioning System) olarak adlandırılan yön ve yer belirleyici aletler her hava ve yer koşullarında yer bulmamızı sağlar.

OYUNLAR
Çoğu izci oymağı ayda bir açık hava etkinlikleri düzenler. Bu etkinlikler bazen bir Doğa yürüyüşü bazen bir kamp olabilir. Oban zaman zaman tek başına da açık havaya çıkabilir. Açık hava etkinliklerin bazıları izcilik becerilerini geliştirir, bazıları dayanıklılığını, zekanı ölçer, artırır. Bazı etkinlikler ise senin bedence sağlam, fikirce uyanık iyi bir izci olmanı sağlayacak oyunlardan oluşur. Şimdi tipik oymak ve oba Doğa yürüyüşü oyunlarından ve macera Doğa yürüyüşlerinden bazılarına bir göz atalım:
HAZINE AVI
Oymak toplantısında oymak başın "Gelecek haftanın Doğa yürüyüşü Hazine Avı olacak" diye bildirir. Gelecek hafta sonunu sabırsızlıkla beklersin. Beklenen gün gelince obabaşın mühürlü bir zarf alır. Zarfın üzerinde x ile işaretlenmiş bir yeri gösteren bir kroki vardır ve şu cümle yazılıdır. "x"e görürsün: "Bulunduğun yerden görebildiğin en yüksek meşe ağacına git. Ağacın en büyük dalının gösterdiği yönde 90 m. ilerle". İlerler ve yerinden oynatılmış bir taş bulursun. Taşın altında bir ipucu daha "Olağan dışı meyveleri olan ağaca doğru 235 m." sözü edilen ağaç aslında dallarına çam kozalakları bağlanmış bir hindibağ otudur. Hemen dibinde teknik iz işaretleri vardır. Bu izler seni bir ağaca götürür. Oda ne? Burada hiç bir ipucu yok. Biriniz başını yukarıya kaldırır. Tepedeki dalda bir mesaj asılı "157'ye bak. 157'ye bakılır, biri bağırır" şuradaki ağaçta kırmızı bir fular var. Hep birlikte o tarafa doğru koşulur. Fulara bir mesaj iğnelenmiştir. "150 m, 90 derece" Haydi ileriye! Buradaki son mesajdır. "Kuru kestane ağacının altını kaz". Ağacı bulur hep birlikte kazmaya koyulur ve sonunda hazineyi bulursunuz. Bulduğunuz hazine altın ya da kıymetli taşlar değildir. Ama en azından şanslı hazine avcılarının afiyetle yiyeceği bir torba fıstıktır.
KAYIP ÇOCUK
Tüm oymağa alarm verilir. Oban hemen hareket noktasına koşar. Oban hemen hareket noktasına koşar, Oymağın bütün obaları toplandığında oymak başın açıklar. "Bir çocuk kaybolmuş aramalar sürdürülüyor, şu anda bir tek orman aranmamış durumda. Bu ormanın krokisi her obaya verilecek. Yardımınız isteniyor. Yardıma hazır mısınız?" Elbette hazırsınız! Obabaşın sizden beklenileni anlatıyor. Yola çıkıyorsunuz. Bir süre çocuğu aradıktan sonra bulsanız da bulmasanız da önceden tespit edilen bir zaman ve yerde diğer arkadaşlarınızla buluşuyorsunuz. Bu oyunda yastıktan yapılmış bir yapma bebek olan kaçırılan çocuk belki de bir gün aranması gereken gerçek bir çocuk olabilir.
ORYANTIRING
Harita ve pusulayı kullanmayı öğrendiğin zaman oryantiring heyecanını yaşayabilirsin
KESTIRME DOĞA YÜRÜYÜŞÜ
İlk oryantiring denemen tüm obanın katılacağı kestirme bir Doğa yürüyüşü olabilir. Topografik haritanı al. Bir başlangıç noktası ve başlangıç noktasından aşağı yukarı 5 km. uzakta bir varış noktası tespit et. Başlangıç noktasından varış noktasına bir çizgi çek ve pusulanı ayarla. Çizgi ile belirlediğin yolu izle, önüne çıkan güçlükleri yenerek ilerle. Obadaki her izci sırayla diğerlerine öncülük etsin.
ORYANTIRING YARIŞMASI
Harita ve pusula konusunu iyice öğrendikten sonra bir başka obayı oryantiring yarışına davet et. Üzerinde beş veya altı kontrol noktası olan bir yol belirlemek için çevreyi iyi tanıyan ve oryantiring de iyi olan birine baş vur. Obanı takımlara ayır. Her takımın bir oryantiring pusulası ve üzerinde kontrol noktaları işaretlenmiş bir haritası olmalı. Takımlar 5 dk. ara ile yola çıkmalı. Sen ve arkadaşın pusulayı ilk kontrol noktasına ayarlayıp, yola koyuluyorsunuz. Kontrol noktasına vardığınızda, pusulayı ikinci kontrol noktasına ayarlıyorsunuz. Tüm yolu kat edinceye kadar bu şekilde devam ediyorsunuz. Acaba hangi takım tüm kontrol noktalarını en kısa zamanda geçti. Bu sefer kazanan takımda olmayabilirsin ama bir gün senin takımın da kazanacak.

İZCİ MARŞI

Yollar uzun dikenli

Taşlı olsa da

Bastığın yer üzüntülerle dolsa da

Sel, Çığ, Ateş önünde her ne engel olsa da

İzci gülerek yürür

Haydi haydi haydi izci ( 3 )

Şarkı söyle neşelen. VEDA ŞARKISI



Rüzgarla sürüklenen bulut

Yalıyor yeşil yamacı

KAMPTA SABAH Sevdiğinden ayrılanların

Dinleyin Şarkısı ne acı

Düt düt .......... Yaklaş bana vedalaşalım

Lay lay ........... Yine kavuşmayı dileyerek

Lider çıktı düdük çaldı Bir tatlı söz söyle bana

Tüm izciler toplandı Ki dinsin acılarım

Güler yüzlü şen güneşle Gördüğümüz tatlı rüyalar

Yürekler aydınlandı Ve mesut geçen günlerimiz

Hop hop ........... Elveda içli fısıltılar

Lay lay ............ Gün gelir yine kavuşuruz

Parlayınca şen ışıklar Nakarat

Sıçrar durur yunuslar

Köpükten bir iz bırakır

Kıyıya vuran sular

Vu vu .................

Lay lay ...............

Şu rüzgarın kötü huyu ATEŞ VALSİ

Gece böldü uykuya

Bembeyaz bir martı uçtu Yansın ateş alev alev

Uzanıp öptü suyu Sarsın göğü ak dumanlar

Şen izciler halkalansın

Dile gelsin şu ormanlar

Lara lay, lara lay (3 kere)

İZCİ ŞENDİR Yansın ateş önümüzde

Yerde değil gönlümüzde

İzci şendir, izci şendir Güle güle dönünüz de

İzci şendir arkadaş Neşelensin oynayanlar

Şapkası, fuları, çantasıyla

Bıçağı, kemeri, tozluğuyla

İzci şendir, izci şendir

İzci şendir arkadaş. KAMP MARŞI

Yorganımız mavi gök, mavi gök

Yeşil kır yastık bize

ÇAĞRI Uçan kuşlar yıldızlar, yıldızlar

İmrensin neşemize

İzciliğin ateşidir Kamp demek neşe demek

Kalplerimizi yakan sıcaklık Larala larala lom,

Söndürme onu haydi kardeşim gel Saf hava, su, bol yemek

Birlik olalım, kuvvet olalım Larala larala lom,

Can katar canlara hey

Kardeşliğin sevincidir Sağlığa geçer emek.

Kalplerimizde yanan bu ışık İzciyiz yaşamız kalbimizdedir

Uçuşan alevlerin arkasından Atamız bir bayrak önümüzdedir

Sende gel dost olalım, sende gel ( Türenin maddeleri sırayla söyle)

Diyerek coşarız oymağımızda, obamızda



İZCİ ŞARKILARI

İZCİ MARŞI
Yollar uzun dikenli taşlı olsa da
Bastığın yer üzüntülerle dolsa da
Sel çığ ateş önünde her ne olsa da
İzci gülerek yürür
Haydi, haydi, haydi izci
Haydi, haydi izci
Şarkı söyle neşelen.
ŞARKI
Nar gibi domatesle beyaz peynir
Bir parça ekmekle beraber yenir
Gel onu seninle yiyelim
Derhal düzelir keyfin neşen gelir
Her zaman insan istediğini bulmaz
Bazen az yemekle renginiz solmaz
Gel onu seninle yiyelim
Derhal düzelir keyfin neşen gelir.
DOSTLUĞA ÇAĞRI
Dostluğun biz sevgisiyle
Toplandık her an burada
Bu sevgi bağı kopmaz hiç
Dağılsak bir gün yurda
Bu güzel günü andıkça
çarpacak kalbim benim
Bu sevgiyle ebediyen
Uzanır sana elim.
ÇAĞRI
İzciliğin ateşidir
Kalplerimizi yakan sıcaklık
Söndürme onu haydi kardeşim gel
Birlik olalım kuvvet bulalım.
Kardeşliğin sevincidir
Kalplerimizde yanan bu ışık
Uçuşan alevlerin arkasından
Sende gel dost olalım, sen de gel.
SIRTIMIZDA ÇANTAMIZ
Sırtımızda çantamız
Neşeli izcilerimiz
Şarkı söyler gezeriz
Coşar oymağımız
Kırlara kırlara
Kırlara kırlara
Ha ha ha ha
Koşar gezeriz.

YAMAN İZCİ
Haydi yaman izci
Haydi yaman izci
Dağ, tepe, ova, orman
Durma, durma koş
Dağ, tepe, orman
Dağ, tepe, orman
Haydi yaman izci
Haydi yaman izci
Durma, durma koş.
KAMP MARŞI
Yorganımız mavi gök, mavi gök
Yeşil kır yastık bize
Uçan kuşlar yıldızlar, yıldızlar
İmrensin neşemize
Kamp demek neşe demek
Tra la la la la lam
Saf hava, su bol yemek
Tra la la la la lam
Can kurtar canlara hey
Sağlığa geçen emek.
GENÇLİK MARŞI (Hey hey hey ya)
Hey hey hey ya, hey hey hey ya
Hey hey hey ya hey hey hey
Türküz, Atatürkçüyüz, özgürüz yerden göğe
Besbelli bu topraklar denizler, gökler bizim
Yeniden kuracağız dağı, taşı ovayı
Çağdaş uygarlık diye çarpan bu yürek bizim
Hey hey hey ya, hey hey hey ya
Hey hey hey ya hey hey hey.
KOŞUN HEY HEY
Haydi yürü ormanlara dağlara
Haydi yürü ormanlara dağlara
Haydi yürü ormanlara, yürü ormanlara
Yürü ormanlara dağlara
Koşun hey hey koşun koşun hey
Koşun hey hey koşun koşun hey
Koşun hey hey koşun, hey hey koşun
Hey hey koşun koşun hey.
VEDA ŞARKISI
Rüzgarla sürüklenen bulut yalıyor yeşil yamacı
Sevdiğinden ayrılanların dinleyin şarkısı ne acı
Yaklaş bana vedalaşalım yine kavuşmayı dileyerek
Bir tatlı söz söyle bana ki dinsin acılarım
Gördüğümüz tatlı rüyalar, mesut geçen günlerimiz
Elveda içli fısıltılar, gün gelir yine buluşuruz
Yaklaş bana vedalaşalım yine kavuşmayı dileyerek
Bir tatlı söz söyle bana ki dinsin acılarım
VEDA VALSİ
Artık veda et şen izci sen arkadaşına
Gidiyorsun iştirak et veda valsine
Eğer inanmış isen izcilik ateşine
Durma koş yay onu yurdun her köşesine
Bu ateş ile kampımız sona eriyor
Gelecek sene kamp yine bizi bekliyor
Artık veda artık elveda (3 kez)
ATEŞ ŞARKISI
Yansın ateş alev alev
Sarsı göğü ak dumanlar
Şen izciler halkalansın
Dile gelsin şu ormanlar
Hey hey
Lara lay lay lara lay lay
Lay lay lay lay (3)
Dile gelsin şu ormanlar hey hey hey
Yansın ateş önümüzde
Yerde değil gönlümüzde
Güle güle dönünüzde
Neşelensin oynayanlar hey hey
Lara lay lay lara lay lay
Lay lay lay lay (3)
Dile gelsin şu ormanlar hey hey hey





MONOLOGLAR

YERLİ PUSULA
Affedersiniz efendim. Aranızda bir terzi ya da kumaş tüccarı varsa çok rica ederim haber versin, bir şey soracağım.
(Biraz durur.) Yok galiba... (Sağa, sola bakar) Evet yok... Ama, bu nasıl olur? Allah nazardan saklasın, bu kadar kalabalık içinde kumaştan anlayan bir kişi de çıkmaz mı? Şaşılacak şey doğrusu....
Terzi, tüccar aradığıma bakıp da bedava elbise mi yaptıracağımı sandınız yoksa? Ne münasebet a efendim!
Şu üzerimdeki elbiseyi babam daha yeni yaptırdı. Arkadaşlarım, kıskandılar mı nedir, beni kızdırmak için ağız birliği etmişler... Neymiş, elbisem yerli malı değilmiş... Çorabımın ipliği, pabucumun derisi Avrupa’dan geliyormuş.
Ne münasebet a efendim! Ben tepeden tırnağa dek yerli malı kullanırım... İçim, dışım, varım, yoğum hep yerli malı...
Babam çok titizdir... Evimize şimdiye dek yabancı mal sokmamıştır. “Çıplak kalacağımı bilsem yabancı malı giymem.” dediğini kaç kez duydum...
Benim de üstümdekiler öz yerli malı... Fabrikalarımız harıl harıl kumaş dokuyor... Hem de ne güzel kumaşlar... İnsan bakmaya kıyamıyor.
Şu ayakkabım da yerli malı. Beykoz fabrikasında yapılmış... Taş mı taş... Eskitebilene aşk olsun...
(Biraz dolaşır. Durur, seyircilere bakar.) Ne o? Bir çoğunuz, omuzuma astığım şu kutuya bakıyorsunuz. Yabancı malı mı sandınız yoksa?
Ne münasebet a efendim! O da yerli... Fotoğraf makinesi falan değil... Mühendis dayımın yeni bir buluşu... pusula gibi bir şey... Ama, yaptığı iş çok yararlı.
Merak etmeyin, size de göstereceğim... Bu araç yerli malıyla yabancıyı kolay seçmeye yarar... Bunu, bir yabancı malın yanına uzattınız mı, kuzey yönünü gösteren pusula gibi, ibresi hemen o tarafa döner. Eğer yerli ise hiç istifini bozmaz.
Hazır olun, yanınıza geliyorum... Aranızdan geçerken, elimdeki bu aracın ibresi kimden tarafa dönerse ben de ona döneceğim ve diyeceğim ki:
- Ey sayın bayan, yahut bay! Demek siz hâlâ yabancı malı kullanıyorsunuz. Yerli mallarımızın her bakımdan üstünlüğünü bütün dünya takdir etmiştir. Sırtınızda taşıdığınız bu yabancı malı omuzunuzu çökertiyor mu? Ona verdiğiniz paranın nereye gittiğini düşünmüyor musunuz?
Seyircilerin arasında biraz dolaşır. Ara sıra elindeki araca bakar. Tekrar sahneye döner.)
Çok şükür... Makinede hiç kıpırtı olmadı... Demek, müsameremize onur veren büyüklerimizin hepsi yerli malı kullanan ve onun geniş anlamını bilen kimseler... Var olsunlar! Var olsun yerli malı!

DEDİKODU
Dedikoduyu hiç sevmem. Başkasının etlisine, sütlüsüne karışmak hiç hoşuma gitmez. Neme lazım, bu huyumdan çok memnunum.
Bu yıl okullar açıldı açılalı hiçbir arkadaşıma,Gözünün üstünde kaşın var demedim. Söz aramızda, Bazı çocuklar pek alıngan olurlar. Hele bir tanesi var ki, şimdi adı gerekli değil, buluttan nem kapar.
Geçenlerde ona, Kardeşim, aritmetik problemlerini çözerken evde sana kim yardım ediyor? dedim. Vay efendim vaay... Sen misin bunu soran? Açtı ağzını, yumdu gözünü de söylemediğini bırakmadı bana...
Oysa sıra arkadaşı Fikretten, pardon, adını söylememeliydim, kaç kez duydum. Ödevlerini hep ablasına yaptırıyormuş. Neme gerek, kim yaptırırsa yaptırsın. Öğretmen anlamaz mı sanki? Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncü de ele geçer.
Neme gerek, biz kendi işimize bakalım. Dedikoduyu hiç sevmem doğrusu. Falan şöyle yapmış, filan böyle yapmış. Bana ne? Her koyun kendi bacağından asılır.
Ha, koyun dedim de hatırıma geldi. Geçen gün sınıfta öğretmenimiz yanımızdaki arkadaşa:
- Koyunla keçi arasındaki benzerlikleri söyle, dedi. Çocuk ne dese beğenirsiniz? Koyunun eti, sütü, kellesi, kuyruğu keçiye benzermiş...
Benzese bari. Kendimi tutamadım, fık diye güldüm. Bana öfke ile baktı. Koyunla keçiyi tanımayan bu çocuk kim, biliyor musunuz?
Söylemem. Söylersem dedikodu olur. Zaten çok alıngan bir çocuk. Ona sınıfta herkes Mıhladız Süleyman, diyor. Ne söylense hemen kendine çekiyor. Neme gerek, benim bir şey söylediğim yok. Dedikoduyu hiç sevmem...
Sınıfta 50- 60 çocuğuz. Hiç birimizin huyu ötekine uymuyor. Hele bir çocuk var ki, adı gerekli değil, dedikodu yapmadığı gün yoktur. Beni ona çekiştirir, onu bana çekiştirir.
Bir gün dayanamadım:
- Sabahat, dedim, bu yaptığın doğru değildir. Bırak artık şu dedikoduyu. Herkesi birbirine katacaksın...
Durdu durdu da bana ne söyledi bilir misiniz? Söylemem, dedikodu olur.
(Seyircilere doğru eğilir. Elini ağzına koyar. Hafif sesle:)
Ama, siz yabancı sayılmazsınız. Benden duymuş olmayın. O çocuk bana:
-Dedikoducu senin gibi olur, dedi.
DAHA NE SÖYLEYEYİM?
Buraya niçin çıktım biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz! Bari ben söyleyeyim. Efendim, size şimdi bir nutuk çekeceğim.
Neden şaştınız? Yalnız büyükler nutuk çekmez ya, biz de çekeriz.. Hem de sık sık...
Bayram Haftası der, nutuk çekeriz. Kitap Haftası der, nutuk çekeriz.
Allah korusun,Verem Haftası, Tutum Haftası, anneler Günü, Babalar Günü, Yılbaşı, Yıl sonu, Çocuk Haftası der, çekeriz nutukları...
Biz bu sayılı haftaları, günleri arkadaşlarla paylaştık. Bana Tutum Haftası düştü. En zoru da işte bu... Ben size şimdi ne söyleyeyim, bilmem ki!..
(Biraz durur.) Arpacı kumrusu gibi düşünmektense bir şeyler söylemeliyim...
Hah, aklıma geldi, durun... (Yüksek sesle) Kumbarası olanlar ellerini kaldırsınlar! (Bekler, sayar gibi yapar) Gördünüz mü? Kumbarasızlar daha çok... Ben şimdi size ne söyleyeyim, bilmem ki!..
Peki, bankada hesap açtıranlar ellerini kaldırsınlar! (Bekler, gene sayar gibi yapar.) İşte, demedim mi? Gene hesapsızlar daha çok... Ben size şimdi ne söyleyeyim; bilmem ki!...
Haa, affedersiniz. Başkasının parasını, malını, mülkünü sormak ayıp sayılır ama, ben size başka ne sorayım, bilmem ki!..
Durun, durun, buldum... Yerli malı sevenler ellerini kaldırsınlar! Çekinmeyin canım, kaldırın. Bu da ayıp değil ya... Hem, yerli malını sevmek bir vatan borcudur. (Çabuk çabuk sayar.) Bakın, eller Mehmetçiklerin süngüleri gibi havaya dikildi. Elleriniz, gönülleriniz dert görmesin!
Ama öğretmenimiz diyor ki:Yerli malını sadece sevmek yetmez. Onu kullanmak, çoğaltmak da gerek.Ben giyimden, kuşamdan pek anlamam ya, zannedersem hepiniz, tepeden tırnağa, yerli malı giymişsiniz. İşte buna çok sevindim, doğrusu...
Hem, yerli malı kullananlar tutumlu da olurlarmış... Demek, hepiniz tutumlusunuz. İşte, buna da çok sevindim...
Zaten bu zamanda tutumsuz olanlar gemilerini kolay kolay yürütemezler. Ya kömürleri biter ya karaya otururlar...
(Biraz dolaşır, düşünür.) Ben size bir şey daha söyleyecektim ama, neydi acaba? Neydi acaba?
Siz de bilirsiniz, Nasreddin Hoca bir gün camide vaaz edecekmiş. Yani benim gibi nutuk çekecekmiş...
- Ey cemaat! Size bir şey söyleyecektim ama, bir türlü aklıma gelmiyor, deyip gene durmuş.
Bu hale dayanamayan oğlu bağırmış:
- Baba kürsüden inmek de mi aklına gelmiyor?
Siz söyleyin büyüklerim, ben size daha ne söyleyeyim, bilmem ki!...
DOKTOR
(Monologcu, sırtında beyaz gömlek, burnunda kelebek gözlükle koşar gibi ortaya çıkar. Seyircilerin arasına bakınır. Telaşla konuşmaya başlar.)
Kaçırdım kaçırdım, hastamı kaçırdım. Tam muayene ediyordum, elimden fırladı kaçtı. Belki de aranıza gelmiştir. Rica ederim, görenler varsa haber versin.
Kısa boylu desem uzunca, zayıf desem şişmanca, esmer yüzlü, şehla gözlü, on beşle altmış arası bir şey... Böyle birisi varsa aranızda rica ederim, söyleyin. Gözlerim uzaktan pek seçemiyor. Hem bana hem mesleğime hem de insanlığa hizmet etmiş olacaksınız.
Ah efendim ah! Bilseniz şu doktorluk ne güç meslek... Karşınıza delisi de gelir, akıllısı da...Bir şeyin yok, turp gibisin maşallah! derim, inanmazlar,Sende şu illetler var. derim, bir daha semtime uğramazlar.
Bıktım bu meslekten doğrusu. Lokman hekim sağ olsaydı, gider çatar,;A mübarek insan, kuracak başka meslek bulamadın mı? derdim.
Efendim, hastaların bazıları çok duygulu oluyorlar. Nabızlarına göre şerbet vermedin mi, senden kötüsü yok.
Ben de lafı nereden nereye getirdim. Efendim, o söylediğim hastayı gören oldu mu acaba? (Biraz bekler.) Vah, vah, yok desenize... Bari sizinle tanışmışken birkaçken birkaçınızı reklam için muayeneden geçireyim...
(Seyircilerden birine dikkatle bakar.)
Örneğin, şu sayın bayan hiç neşeli görünmüyor. Neşe, sağlığın aynasıdır. Muayene etmeden söyleyebilirim ki, kendisinin gezmeye, tozmaya, dans etmeye, eğlenmeye ihtiyacı var.
Kendilerine şöyle bir reçete çok uygun olur.
(Cebinden zımbalı defterle kalem çıkarır. Yazar ve okur:)
1- Alfabedeki bütün harflerden yapılmış bir vitamin harmanı. Sabahleyin aç karına yutulacak...
2- Bir tutam mısır püskülü, üç parça horoz ibiği, iki demet tilki kuyruğu bir havanda ezilecek... Akşamları tok karnına yutulacak.
Neşesi yerine gelmezse ben doktorluktan vazgeçer, bakkal çırağı olurum.
Gene seyircilere bakar. Başka birine:)
İşte bir hasta daha... Ben birini kaçırdım derken, meğer bir çoğunun içine düşmüşüm.
Evet, siz bayım, siz de mide rahatsızlığı var. (Başını sallar.) Nasıl, bildim mi? Evet, çok yiyorsunuz. Her ne kadar ;Can boğazdan gelir.derlerse de canımın gene oradan çıkacağını unutmayalım. Ne var o kadar makarna yiyecek a canım... Yerli malı diye ha bire atıştırmışsınız.
Eğer mutlaka yerli malı yemek istiyorsanız ondan bol ne var? Örneğin yemişlerimiz de yerli malıdır.

O mübarek şeftaliler, o canım elmalar, armutlar... Hele portakallar, hele portakallar... Hangi ecza deposunda bu kadar vitamin bulunur?
Reçeteye meçeteye, doktora da gerek yok... Ye yiyebildiğin kadar... Bu çeşit tedavinin ucu gene bizim mesleğe dokunuyor ama,eee ne yapalım, ben yurdumu, yurttaşlarımı, yurt yemişlerini, yerli olan her şeyi mesleğimden de çok severim...

İNŞALLAH
(Monologcu çocuk sahneye mümkünse- üç tekerlekli bisikletle çıkar. Seyircilerin önünde fren yapar, durur. Arkasına bakar, derin bir ;oh çeker.
Bisikletim var diye sakın beni kıskanmayın! Var ama, ağız tadıyla binemeyeceğim artık... Şu dört yol ağzındaki trafik memurundan işitmediğim kalmadı. Neymiş? Dedem yerindeki adamı, az kalsın çiğneyecekmişim.. Çiğnemedim ki... Vallahi de çiğnemedim, billahi de çiğnemedim.
Bir haftadan beri ne güzel gezip dolaşıyordum. Nazar değmesin diye, görenler hep maşallah çekiyorlardı..
Haa, maşallah dedim de aklıma geldi. Ben maşallah ile inşallahı birbirine hep karıştırırım. Bu yüzden daha dün babamdan bir araba azar işittim. Bugün de trafik memuruyla o adam beni sorgu yağmuruna tuttular. Biri bıraktı, biri sordu. Biri bıraktı, biri sordu:
- Bir tarafın kırılmadı ya? dediler.
- İnşallah, dedim...
- Epey sağlam kafan varmış, dediler.
- Maşallah, dedim.
- Adın ne bakayım senin?
- İnşallah, şey, Sadullah...
- Bu bisikleti sana alana ben ne diyeyim?
- Maşallah?
- Allah sana da, babana da akıllar versin!
- Karşında senin deden yerinde adam var.
- Maşallah!
- Bir daha seni buralarda görmeyeyim...
- İnşallah!
- Görürsem, kulağından tuttuğum gibi, seni tavana asarım.
- Maşallah!
Velhasıl, korkumdan, maşallahla inşallahtan başka ağzımdan söz çıkmadı.
(Biraz durur. Bisikletine bakar, konuşur.)
Şimdi ben seni ne yapayım a şeytan arabası?
Sat desen, satamam. At desen, atamam. Başıma tatlı bela kesildin.
(Bir düdük sesi duyulur. Kulak kabartır.)
Duydunuz mu? Gene onlar... Peşimi bırakmıyorlar ki sizinle rahat rahat konuşayım... Neyse, alt tarafını, maşallah, şey inşallah başka sefer anlatırım. Hoşça kalın!
(Pedalı çabuk çabuk çevirir, gider.)

ORKESTRA ŞEFİ KİM?
Ebe dışarı çıkar. Sınıftaki bir öğrenci şef olur. Şef ne yaparsa herkes onu yapar.Ebe içeri alınır. Ona şefin kim olduğu sorulur.Bulursa alkışlanır.

BEN BİR AYI GÖRDÜM
Altı kişi yan yana dizilir. En öndeki:
-Ben bir ayı gördüm.
-Ne yaptı ne yaptı?
-Böyle yaptı (Eller uzatılır)
-Ben bir ayı gördüm.
-Ne yaptı ne yaptı?
-En öndeki poposunu yanındakine vurur ve en sondaki gafil avlanarak düşürülür.

TIY TIY
Sabahleyin kalktım biy tıy tıy.
Yatağımı yiyoydu kıtıy kıtıy.
Pis tıy tıy.Hain tıy tıy
Yeme yatağımı kıtıy kıtıy
Sabahleyin kalktım iki tıy tıy

Fadime;den faks geldi.
İngiliz,Fransız,Japon ve bir Türk odada sohbet ederken:
İngiliz;e mesaj gelir ve ceketinin kol düğmesinden konuşur. I ; am going to.... vb...
Fransız;a mesaj gelir ve ayakkabısı ile konuşur......vıy vıy...vb...
Japon;a mesaj gelir ve kravat iğnesi ile konuşur...komfi kıritti.....vb....
Temel tuvalete gider.Arkadaşlar ekonomik sebepler yüzünden ağzımla tuvalet efekti yapmak zorundayım.
Faşşş, Fuşşş,foşurtPantolonunun arkasındaki kemere tuvalet kağıdı sıkıştırır.
-Ne oldu Temel Bey:
-Fadime; den faks geldi daaa.



BAYRAK OYUNU
Oyun Süresi bir-bir buçuk saatir.
Birbirinden 500 m. uzakta iki tepe üzerinde birer bayrak vardır. Her bayrağın yanında üç izci bulunur. Bu izciler kendilerinden 500 m. uzakta olan izci kampından tepelere çıkmışlardır. Şimdi bu iki izci grubu birbirleriyle anlaşacaklar ve birleşeceklerdir. Kamp yerindeki diğer izciler bunların birleşmesine engel olacaklardır. Ancak bayrak yanındaki izcileri yakalaya bilmeleri için onların bayrak yerinden 200 m. uzaklaşmış olmaları şarttır.
Dikkat edilecek noktalar: bayrak ile birbirleriyle anlaşarak buluşma noktalarını kararlaştırmalıdırlar. Bu yeri kamptaki izcilere anlatmamak için gayet gizli işaret vermelidirler. Tepeden ayrılırlarken mümkün olduğu kadar görünmemeli, gidecekleri yönü belli etmemeli-dirler.

KUŞATILMIŞ ŞEHİR
Oyun müddeti takriben bir saattir.
Oyun sahası çalılıktır.
Arazide belli bir nokta kırmızı kuvvetler tarafından kuşatılmış- tır. Kırmızı kuvvetler bu noktaya ancak 300 m. kadar yanaşabilmiştir.
Bunun dışında kalan mavi kuvvetler şehir ile anlaşmak maksadı ile 45 postacı çıkarmış ve bu şehre girme emrini vermiştir. Postacılar aldık-ları mektubu kırmızı kuvvetler arasından geçerek arazide gösterilen özel noktaya (ağaç, flama, çadır) götürecektir. Kırmızı kuvvetler şehir ile dışarıdaki kuvvetlerin antlaşmasına mani olacaktır. Yakalanan postacıdan mektup alınır ve esir olarak bağlanır. Postacılardan 1/3 ü başarılı olursa oyunu mavi kuvvetler kazanır.

KAMP SAVUNMASI
İzciler mavi, kırmızı olmak üzere ikiye ayrılır. Her grup iki üç kişilik küçük gruplara ayrılır. Sınırları belirtilmiş bir ormanın her hangi bir yerinde tahkim edilmiş bir kamp vardır. (Takriben 20 m. çapında bir sahaya ağaçlara kağıt yapıştırarak belli edilmiştir.)
Küçük gruplara bölünerek ormanda bulunan kırmızı tarafın izcileri bu kamp yerine 50 m. den daha yakına yanaşamazlar. Mavi taraf izcileri oyun sahası sınırlarında yer alır ve kampa girmeğe çalışırlar.
Dikkat edilecek noktalar: kırmızı taraf grupları mavileri kampa girmeden yakalamaya çalışırlar. Mavi gruplardan biri hiçbir yerden kampa girmek imkanını bulamazlarsa dolaşırlar gösteri hücumu yaparlar.


NEHİR:
Küçük izciler iç içe iki daire olacak şekilde dizilirler yüzleri içeriye dönüktür. İç dairedeki küçük izciler nehirdeki kayalardır.
Lider, << Nehirden yukarı >> dediğinde dış dairedeki küçük izciler yürümeğe başlar << Nehir aşağı >> dediğinde dış dairedeki küçük izciler ters istikamete dönüp yürürler.
Diğer emirler şöyledir;
<< Hızlı akıntı >> -- Küçük izciler aynı istikamete koşarlar
<< Akıntıdan kaçın >> -- Küçük izciler kayaların arasından girip çıkarlar
<< Kızılderililer >> -- Küçük izciler kızılderililer gibi ses çıkarırlar
<< Kıyıya >> -- Küçük izciler aynı yöne koşarlar ve daire-nin etrafında bir tur döndükten sonra eşlerinin önüne geçerek çömelir-ler ; son kalan küçük izci ve eşi oyundan çıkar.

HOPLA ÇÖK
Malzeme: Bir düdük, her küçük izciye 3&#8217; er fasulye
Küçük izciler daire şeklinde yürürler. Lider düdük çaldığı zaman yere oturur. En son oturan küçük izci bir fasulye kaybeder bu yürüyüş hoplayarak, sekerek vs. şeklinde olabilir.
Bu oyunun diğer bir şeklide şöyle olabilir.
Lider bir hikaye anlatır. Daha önceden kararlaştırılmış olan kelime geçtiğinde küçük izciler otururlar.

KALEYE HÜCUM
Malzeme: Futbol Topu
Küçük izciler, hücum ve müdafaa takımları olarak ikiye ayrılır-lar müdafaa takım yüzleri dışarı gelecek şekilde daire olurlar. Ve bir kaptan seçerler. Bu, kaptan dairenin içinde durur. Diğer takım bunla-
rın etrafına dizilirler topu içine atmaya çalışırlar.
Top dairenin içine girdiği zaman içerde bulunan küçük izci topu dışarı atar.
Ancak topun yere değmesi gerek. Yere değdiği taktirde kale zapt edilmiş olur ve takımlar yer değiştirirler.



İZCİ SÖZÜ YARIŞI:
Malzeme: Her oba için, yeterli ufak kağıt, kalem
Hazırlık: 1-7 ye kadar her oba için hazırlanmış ufak kağıt ve numaralanmış olarak (1-10 arasında)
Her obanın karşısında 1,7 kadar ufak kesilmiş ve üstünde 1-10 kadar numara yazılı kağıtlar rakamlar görünmeyecek şekilde bir yere konur. Oba tek sıralı derin kolda bulunur. Başlama işaretiyle ilk izci koşar, bir kağıt alır. Okur ve kağıdın üstündeki numaraya göre izci türesini kağıda yazar ve sırasına döner. Böylece obadaki izciler oyunu sürdürürler sonunda küçük kağıtlar tasnif edilir. Doğru ve sayısı fazla olan hangi oba ise o kazanır.
SARGI YARIŞI:
Obalar derin kolda dizilirler. Obabaşı obanın önünde obaya karşı durur. Başlama işaretiyle ilk izci kendi fuları ile obabaşının başına, eline ayağına, dirseğiyle vb. yerlerden birine sargı yapar. Hemen yerine koşar. İkinci izci aynı şeyi yapar böylece hangi oba evvel bitirirse o kazanır.
SANDALYEDEN SANDALYEYE:
Obalar derin kolda ve aynı hizada geriye doğru dizilirler. Her obanın önüne iki sandalye 1m. aralıkla yüzleri obaya dönük durumda konur ve ayakları tebeşirle döşemeye işaretlenir. Başlama işaretiyle ilk izciler koşarlar. Birinci sandalyenin etrafında döndükten sonra (8 çizecek şey) yerine gelir ikinci izci koşar. Birinci gelen oba kazanır.
KOVAYA FIRLATMA:
Malzeme: İki tenis topu, plastik kova, bir değnek, tebeşir.
Hazırlık: Salonda (arazide) 150 cm. eninde iki çizgi çizilir. ge-çilmez nehir.
Bir başka obanın obabaşı, nehrin karşı tarafında yere konmuş bir kova ve elinde bir değnekle durur. İlk izci topu kovaya sokmak için atış yapar. Obabaşı da elindeki değnekle topa mani olmaya çalışır. Bütün oba atış yapar. Obabaşı olduğu yerden adım atamaz ancak bulunduğu yerden müdahale yapabilir. İzciler de nehire giremezler başarılı atış puan getirir. En çok puan alan oba kazanır.
DENGE YARIŞI:
Malzeme: Metal bir tabak içi su dolu.
Oba belli bir mesafede sıralanır. Başlama ve bitiş yerleri çizgi ile belli edilir. Yarışa başlayacak ilk izcinin önünde metal bir tabak içi su dolu vaziyette yerde durur. Başlama işaretiyle izci tabağın içindeki suyu dökmeden yarışı bitirirse o kazanır.
TENEKE POLO
Malzeme: Her oba için bir değnek, bir tane silindir teneke kutu.
Obalar bir çizgiyi gerisinde obabaşı başta olmak üzere derin kolda sıralanır. Teneke kutu sahanın ortasında sonunda ve orta yerde durur. Oba başının sırtına ikinci izci biner ve eline değneği alır. Başlama işaretiyle kutuya kadar gidilir. Değnekle teneke kutu sürülerek başlama çizgisinden döndürülür ve yerine kadar sürülür. Daha sonra kutu eski şekline getirilir.


ÇÖMEL KURTUL
Ebe ayakta kimi görürse onu vurmağa çalışır bunun için ebe ya- nınıza gelirken hemen yere çömelir ebelemekten kurtulursunuz.

İŞTE CİCOZ
Oyunda öbek bir ipten tutarak (ipe yüzük takılır) yüzüğü dolaştırırlar. Ebe kimin elinde yüzüğü bulursa o ebe olur. Oyun böyle devam eder.

ALİKİ DOMİ
(1) Aliki domi; domiki ali (Şekme)
(2) Şık, şık, şemigo, şık, şıkda şemigo (Sağa ; sola bel kıvırmak)
(3) Şık, şık, şemigo, şık, şıkda şemigo (Bel daire çizecek)
Ebe sekerek gider. Kimin önünde durursa oda ebenin yaptığı hareketleri yapar ebenin arkasına takılır. Oyun böyle devam eder.

KELİME BULMA OYUNU
Örnek: Plaj ; aj ile biten kelimeler
Nikelaj ; kamuflaj ; makyaj

BURASI ŞURASI ORASI
Burası deyince ebenin etrafında toplanılır. Şurası denilince başka yere toplanılır. Orası denilince başka bir yere toplanılır.

YAKUP NERDESİN
Öbek halka olur. İki ayrı öbekten iki ayrı ebe çıkar. Birinin gözü bağlanır. Gözü bağlanan diğerine Yakup nerdesin ? diyerek yakalama- ya çalışır. 2. ebe el çırparak yerini belirtir.

ALİ DİYOR Kİ
Ali ne diyorsa küme fertleri aynı hareketi yapar.

KARIŞIK KELİMELER

Durankucı Kunduracı
Cihanyeme Meyhaneci
Bilalhumeci Muhallebici
Hacımam Hamamcı
Şemibekci İşkembeci
Terimiçik Kiremitçi
Alispeç Salepçi Kılatacno Lokantacı
Samikint Makinist
Tacikıras Sigortacı


İZCİ OYUNLAR
YILDIZ RONDU
1.- Büyük halka
2.- Küçük halka
3.- Küçük yıldız
4.- Büyük yıldız
5.- Şemsiye

PARALI STAVET YARIŞI
İkişer kol olunur. Başta duranların ebenin elindeki parayı bulmaya çalışırlar. Eğer para bulunursa gelip arkadaki arkadaşının eline vurur. Bulmazsa buluncaya kadar oyun devam eder önce bitiren oyunu kazanır.

KIRMIZI BEYAZ
Bu oyunda gruplar arka, arkaya oturanlar hangi grubun adı söyle- nirse onlar diğerini yakalar. Oyuncular bitinceye kadar devam eder.

PEŞİMDEN GEL KARŞIMDAN GEL
Oyuncular daire olur her hangi bir oyuncuya vurur, ya peşimden gel ya karşımdan gel der. Oyuna bu şekilde devam edilir.

ZIP ZILDIR (Deve cüce)
Öğrenciler komutla yatırılıp kaldırılır eğer şaşıran olursa oyundan çıkarılır bir öğrenci kalıncaya kadar devam edilir.

YAKUP DEDİ Kİ
Yakup dedi ki: Tüm hareketler yakup dedi ki cümlesiyle başlar.

YÖNLER
Ortada Lider durur Lider hangi tarafa dönerse gruplarda kendi yönünü bulur oyun böyle devam eder.


SIÇRAYAN HALKA

İzciler halka olurlar. Halkanın ortasına bir izci çıkar. Bunun elinde bir ucuna ağırlık bağlanmış bir ip bulunur. (Ağırlık: ayak- kabı, kum torbası vs olabilir.)
İzci ipi çevirmeye başlar ve yavaş, yavaş uzatarak ayaklarına çarptırmaya çalışır. Halkadaki izciler ise ip üzerinden atlayarak kurtulmaya çalışırlar. İpe değen oyuncu oyundan çıkarılır.

HOROZ DÖĞÜŞÜ

Öğrenciler iki gruba ayrılır, gruplar karşılıklı iki sıra haline getirilir. Ayak burunlarında çömelme vaziyeti alırlar. Karşılarında-kinin elleri içine, kendi elleriyle vurarak onun dengesini bozmaya yere oturtmaya, ya da elini yere vurmaya zorlar. Dövüşürken karşı oyuncunun dengesini bozmak için ayağa kalkmadan sağa, sola sıçranabilir.
Yere oturup düşen, ellerini yere değdiren, dayanan oyunu kaybetmiş sayılır. Yananlar bir kenara çekilir, sonunda hangi gruptan çok yanmış varsa o takım oyunu kaybetmiş sayılır.

Dilekler:
Kalabalık sınıflarda disiplinli olması için her gruptan teker, teker alınıp oynatılır, diğer öğrenciler takım tutar, teşyi ederler. Baştan söylenen 3-5 maçtan sonra galip takım ilan edilir. Böyle olunca, takımlara oyuncularını seçip çıkarma fırsatı da verilmiş olur.



İKİ ELLE TAŞIMA:

Obalar bir çizgi üzerinde yer alırlar. Başlama işareti ile obabaşı ve yardımcısı obadaki ve her izciyi iki elle odanın sonuna kadar taşırlar. Taşıma işi bitince odadaki izciler obabaşı ve yardımcısını ellerine bindi-rerek başlama çizgisine kadar taşırlar. Taşıma işlemini en kısa zamanda tamamlayan oba kazanır.

SOYUNMA YARIŞI:

Obalar bir çizgi gerisinde sırada dururlar. Başlama işaretiyle ilk defa obabaşları ayakkabılarını çıkararak obanın ortasına bırakır. Bunu takiben bütün oba fertleride aynı şekilde ayakkabılarını çıkarırlar. Çıkarma işlemi bittiğinde yeniden giyinerek eski durumuna gelirler. Hangi oba bu işlemleri çabuk bitirirse o birinci olur. Oyunun daha uzun olmasını istiyorsak (fular, kemer, şapka vs.) de çıkarılır.

HIZLA ÇÖK:

Her obabaşı dairedeki obasına koşar ve ikinci izciye dokunur. İzci hemen tek dizi üzerine çöker. Aynı şekilde 3.4.5. ve hepsine değerek bütün obanın sıra ile çökmesini sağlar. Bu süratle hangi oba çabuk çökerse o bi-rinci olur.

GERİYE PAS VER:

Malzeme: Her oba için bir tebeşir ve top.
Her oba önüne 10 m mesafede bir çizgi çizer. Obadaki ilk oyuncu çizgiye topla birlikte ve takımının önündeki iki numaraya atar. İki numara çizgiye gelir üç numaraya atar. Oyun böylece devam eder. Eğer top düşer- se o izcinin tekrarlanması ve takımının başındaki yerine gitmesi ve devam etmesi lazımdır.


FİNCAN OYUNU
Oyuncu sayısı: 8 ve daha fazla olmalı.
Araç: 10 fincan, bir tepsi ve bir yüzük

Açıklama:
1. Oyuncular iki takıma ayrılırlar ve birerde kaptan seçerler.
2. Yazı &#8211; tura atarak yüzüğü saklama hakkını tespit ederler.
3. Saklama hakkını kazanan takımın tümü veya bir iki üyesi diğer takımın göremeyeceği bir yerde (odanın dışında, köşesinde vb.) fincanları tepesinin üzerine ters kapatarak yüzüğü saklar ve dönüp getirir, öbür takımın önüne koyar.
4. Ebe durumunda olan takımdan birisi, ilk açtığı yada en sona bıraktıkları fincandan yüzüğü bulurlarsa, saklama hakkını kazanır.
5. Ebe takım ilk açtığı fincanda yüzüğü bulamayıp da diğerlerinde bulursa, buldukları fincan dahil olmak üzere kapalı kalan fincanların sayısı kadar ceza alır. (Örneğin: Üçüncü fincanın altında yüzük çıkmışsa fincanları açan takım aleyhine (8) sayı ceza alır).
6. Oyun bu şekilde devam eder.
7. Baştan kararlaştırılan (101ya da 151) sayıyı ceza olarak hangi takım alırsa o,
oyunu kaybeder. Tespit edilen cezayı takımca çekerler. (Helva, çerez, gazoz, pepsi, lokum, pasta aldırma, sinemaya götürme vb. ortaya konabilir).

Dilekler:
1. Araç olarak fincan yerine ceviz kabuğu, havlu, peçete de
kullanılabilir. Havlu ya da peçete kullanıldığında saklama işi
herkesin gözü önünde, yerde yapılır.
2. Oyunun heyecanlı olması için kolektif takım oyunu gibi birlikte, konuşa, konuşa olasılıkları düşüne, düşüne yapılması, her oyuncuya açma hakkı verilmesi, fikrinin alınması artırır.
KARGALAR KARTALLAR
İzciler iki sıra olur, yüz yüze iki metre ara ile dizilirler. Ebe karga dediğinde, kargalar kendi tarafındaki 8 metre mesafeye kadar kaçarlar. Kartallar bu mesafede kime dokunursa o oyun dışı kalır. Kartal dendiğinde kartallar kaçar, kargalar yakalamaya çalışırlar. Eşit şekilde oyun tekrar edilir. Sonunda kimin tarafında daha çok izci kalmışsa oyunu o kazanır.

NUHUN GEMİSİ
İzciler eşit sayıda gruplara ayrılırlar, her gruba bir hayvan ismi verilir. Oyuncuların gözleri bağlanır ve uygun şekilde etrafa dağıtılır. Düdük çalınca izciler daha önce aldığı hayvan sesini çıkararak birbirini bulmaya çalışırlar. Saplanan sayıya göre ilk defa birbirini bulan grup oyunu kazanır. (Hareketler kontrol edilerek çarpışmalar önlenmelidir.)

MEYVE SEPETİ
Oyuncular kapalı yerde ise birer sandalye, açık havada ise kendilerine belirli bir yer seçer ve daire çizer. Bir oyuncu açıktadır. Herkes bir meyve ismi alır. Açıkta kalan oyuncu meyve isimlerinden ikisini
söyler. İsmi söylenen izciler birbirinin yerlerine geçerler, bunlar
geçmeye çalışırken ebe bunlarının birinin yerine geçmeye çalışır.
Açıkta kalan yine ebe olur. Ebe meyve sepeti dediği zaman herkes
yer değiştirecektir. Oyun böylece devam eder. Oyuna zaman
konulmalıdır.



KOZALAK TOPLAMA
Her grup üçer kozalak alır. İkişer adım arayla birer daire çizilir. Kozalaklar daire içine konulur. Düdük ile izci önce birinci dairedeki kozalağı alır başlangıç noktasına getirir bırakır. Sonra ikinci dairedeki kozalağı alır getirir. Sonra üçüncü dairedeki kozalağı getirir koyar. Hiç beklemeden ikinci izci bu defa kozalakları teker, teker dairelere yerleştirir. Oyun böylece devam eder. Hangi gruptaki son izci bu işi önce bitirirse o oba kazanmış olur.

DOKUN SÖYLE
Çocukların her zaman kullandığı eşyalardan birkaçı masanın üzerine konur. İstekli olanlardan bir oyuncu çağrılır. Ona:
-Senin gözlerini bağlayacağım, masanın üzerinde duran bu eşyalara elinle dokunarak adlarını yüksek sesle söyleyeceksin, denir.
Oyuncu kaç eşyanın adını söylemişse o kadar puan alır.
Not: Masaya eşya yerine meyve, sebzelerde konabilir.

KİM YOK
Öğretmen çocukların haberi olmadan oyunculardan birinin dışarı çıkarır ve &#8211;İçinizden birinin dışarı çıkardım, acaba bu arkadaşınızın kim olduğunu bulabilir misiniz der. Çocuklar bütün dikkatleri ile kimin eksik olduğunu araştırmaya başlarlar. Saklanan oyuncuyu bulan adını söyleyen çocuk başarılı sayılır.

BOM
Oyuncular elle tutar bir halka olur. Öğretmen, oyunu şöyle açıklar:
-Ben bir arkadaşınıza Başla dediğim zaman 0,1 diyecek, yanındaki 2 diyecek, böylece sayıları saymaya başlayacaksınız. Ancak sayım sırasın- da beş ve beşin katlarını (5, 10, 15, 20 vb.) söylemeden bom denilecektir. Şaşıran olurs